Yönetmen: Cédric Kahn
Oyuncular: Arieh Worthalter, Arthur Harari, Stéphan Guérin-Tillié, Nicolas Briançon, Aurélien Chaussade, Christian Mazzuchini, Jeremy Lewin, Jerzy Radziwilowicz, Chloé Lecerf
Senaryo: Nathalie Hertzberg, Cédric Kahn
Le Procès Goldman, 70'lerde kamuoyunu uzun süre meşgul eden, birkaç soygundan hüküm giymiş Fransız bir devrimci olan Pierre Goldman'ın davasını konu alıyor. Nisan 1970'de radikal solcu aktivist Pierre Goldman, birinde iki eczacının öldürüldüğü dört silahlı soygun ile ilgili yapılan ilk duruşmada, ömür boyu hapis cezasına çarptırılır. Ancak eczane davasında masumiyeti ilan edilir. Ekim 1975'te hapishanede yazdığı savunma dilekçesi şeklindeki "Fransa'da Doğmuş Polonyalı Bir Yahudinin Karanlık Anıları" adlı kitabı çıkar. Kasım 1975'te temyiz mahkemesi ilk kararı iptal eder ve davayı Amiens Ceza Mahkemesi'ne gönderir. İkinci dava başladığında Pierre Goldman birkaç hafta içinde entelektüel solun simgesi haline gelir. Tamamı duruşma salonu ve binasında geçen film, Natalie Hertzberg ve Cédric Kahn tarafından senaryolaştırılmış, 90'lardan beri senarist, yönetmen, oyuncu olarak sektörde iş yapan Cédric Kahn tarafından da yönetilmiş. Fransız mahkeme düzeni gereği hakim, avukat, savcı tanık, sanık, jüri, hatta seyircilerin bile izinsiz söze karışabildiği bir salonda geçtiği için diyalog temelli anlatım son derece akıcı, sürükleyici ve enerjik ilerliyor. Yaşanan olayları bu insanların ağızlarından duyduğumuz, karşı görüşleri, gerekçeleri, sebepleri, inkarları detaylarıyla dinlediğimiz için gözümüzde canlandırmamız daha kolay oluyor. Aynı zamanda ikilemler yaşamamızın, bir o yana bir bu yana savrulmamızın da önü açılıyor.
Mahkeme filmleri bu suçları kafalarda canlandırma, suçun giriş, gelişme ve sonuç aşamalarında jüriye (ve seyirciye) farklı açılardan bakma, beyin fırtınası yaptırma fırsatları sunduğu için rağbet görüyor. Le Procès Goldman da bu fırsatları bol bol sunan bir yapım. Özünde trajik ama çok da çetrefilli olmayan bu çifte cinayet davasının bu mahkeme bileşenleriyle dallanıp budaklanmasını, zaman zaman yön değiştirmesini, gizemini bir şekilde muhafaza etmesini izlemek özellikle mahkeme filmleri sevenler için çok keyifli. Davanın kendi seyri yeterince heyecan verici iken, Goldman ile onu savunan genç avukat Georges Kiejman arasındaki ilişkinin bu süreçte gerginleşmeye başlaması da bu seyire eklemleniyor. Pierre Goldman, yapı itibarıyla karmaşık bir adam. Devrimci aktiviteleri, düzen ve onun kolluk kuvvetlerine karşı cesur ve eleştirel duruşu yanında, zaman zaman kişisel zevklerini öncelemesi ve para kazanma yöntemleriyle çelişkiler yaşamış. Bunlara rağmen cinayet suçunu kabul etmiyor. Savcıların sıkıştırmaları, avukatların savunmaları, farklı tanıkların ifadeleri, bunun yanında istediği zaman söz hakkı alan Goldman'ın müdahaleleri hem davanın, hem de filmin tansiyonlu gidişatını sürekli diri tutan bir atmosfer içinde kendine yer buluyor. Başta Goldman'ı canlandıran Arieh Worthalter olmak üzere üst düzey performanslara şahit olduğumuz Le Procès Goldman, birçok yönden dava seyri takip edilmesi enteresan meseleler içeren, bunun yanında Goldman açısından psikolojik bir vaka olarak da bakılabilecek bu mahkeme sürecini, kendini mahkeme salonuyla sınırlamak suretiyle masaya yatırmış bir film.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder