Yönetmen: Maryam Touzani
Oyuncular: Carmen Maura, Marta Etura, Ahmed Boulane, María Alfonsa Rosso, La Imèn, Abdelilah Iramdane, Ghali Errazqi, Sanae Regragui
Senaryo: Nabil Ayouch, Maryam Touzani
Müzik: Freya Arde
Faslı yönetmen Maryam Touzani’nin Nabil Ayouch ile senaryosunu yazdığı, kendisinin yönettiği Calle Málaga, Tanca’da yaşayan yaşlı bir İspanyol kadın olan María Ángeles’in hikayesini anlatıyor. Boşanmış ve iki çocuk annesi kızı Clara’nın ekonomik nedenlerle, zamanında babasının onun üzerine yaptığı aile evini satmak istemesiyle María Ángeles’in bütün yaşam düzeni tehdit altına giriyor. Clara annesine Madrid'e gelip kendisiyle yaşaması teklifini yapıyor. Ama tek başına kurduğu düzenden, muhiti Málaga Sokağı'ndan, eski eşyalarından kopmak istemeyen María bunu istemeyince Clara onu bir yaşlılar evine yerleştiriyor. Oradaki hayatın kendisine göre olmadığını hemen anlayınca da kızının yanına Madrid'e gitme yalanıyla oradan çıkıp tekrar eski evine yerleşiyor. Ev alıcı bulana kadar sattığı eski eşyalarını yavaş yavaş geri almaya, kendisine para kazandıracak bir düzen kurmaya çalışıyor. Calle Málaga tipik bir aile dramından ziyade, konfor alanındaki mutluluk, yaşlılıkta özgürlük, arzular ve insanın kendi hayatı üzerindeki söz hakkı üzerine kurulu bir karakter hikayesi olarak kendini tanımlayan bir film. Maryam Touzani’nin bir önceki filmi Le bleu du caftan gibi bu yapım da insan ilişkilerindeki kırılganlığı, yaş alma duygusunu ve aidiyet meselesini sakin, olgun ama güçlü bir dille anlatıyor.
Filmin önemli başarılarından biri yaşlılık temasını alışılmış dramatik kalıpların dışına çıkarması. María Ángeles’in önce kendi öz evladı tarafından kurulu düzeninin bozulması, ama belki de kendi yaşındaki pek çok insanın göze alamayacağı şekilde eski hayatını tekrar kazanmaya çalışması, bunun yanında yeniden aşkı, arzuyu ve yaşam sevincini keşfetmesi oldukça doğal bir akışla anlatılıyor. Özellikle sinemada ileri yaştaki karakterlerin çoğunlukla hayattan çekilmiş biçimde gösterildiği düşünülürse bu yaklaşım Touzani’nin güçlü kadın yorumuna ışık tutuyor. Sıcak, samimi bir ton belirleyen Touzani, evin satışa çıkması gibi sıradan bir tehditi de dramatik yapıya ekleyip güçlü bir omurga oluşturuyor. Tabii bu ev satışı, temelde anne-kız arasındaki sağlam bir çatışmanın çıkış noktası. Evlatların zamanı geldiğinde yuvadan uçup kendi hayatlarını kurmaları, fakat bu hayatların hayalleriyle ters düşmesinin ardından yaşanan hayal kırıklıklarının, hataların bedelinin Clara'nın yaptığı gibi ebeveynlere ödetilmesi alışılmadık bir durum değil. Film Clara'nın maddi ve manevi çaresizlik sonucu annesini mutlu olduğu hayattan koparıp başka bir alternatifin kollarına atmak istemesindeki bencilliği yansıtırken, onun vicdani çıkmazını da atlamıyor. Ama ne kadar vicdanlı da olsa, bir evladın annesiyle böyle bir durum yüzünden karşı karşıya gelmesindeki ikilemde tuttuğu tarafı saklamıyor. Zaten o taraf, hepimizin tuttuğu taraf.
Biten evlilikler sonrası aile evi genelde "dönülen" bir yer iken, burada Clara için satmak için dönülen bir yer olunca, yıllarını o eve vermiş María'ya hayatının geri kalanı için mücadele verme yeri haline geliyor. Ev kavramı, içindeki anlamlı eşyalarla birlikte özgürlüğü, aidiyeti, huzuru, mutluluğu, anıları sembolize ediyor. Önce eşyalarını satmak zorunda kalan, ancak huzurevindeki sıkıcı yaşamı zekice bir yalanla hemen terk edip o eşyaları antikacıdan parça parça tekrar satın almaya başlayan María, bu vesileyle Abslam ile tanışıyor. İyi bir başlangıç yapmadığı antikacı Abslam da zamanla María'nın büyüsüne kapılıyor. Birbirlerine iyi geldikleri için ikinci bahar kaçınılmaz oluyor. Böylece eski hayatını tekrar ellerinde tutmak isteyen María, bu hayatına yeni bir heyecan daha katıyor. Evlatları için fedakarlık yapmak üzere kalan ömürlerinde bu yaşlı insanların kendi hayatlarını unutmalarını beklemenin adaletsizliğini çok etkili biçimde vurgulayan film, geçimi için para kazanmanın veya yeniden aşık olmanın, tutkuyu yaşamanın bu yaşlarda bile mümkün olabileceği ümidini hep yanında taşıyor. Yıllarca Tanca’nın karma kültürü içinde yaşamış María'nın bu coğrafi büyüye, mütevazi hayatına kapılmamak çok zor. María, pek çok akranı gibi evlatlarının bakımına muhtaç bir kadın değil. Kendi başına yaşamaktan keyif alan, kalan ömrünü kendine ayırmak isteyen bir insan. Touzani, bir kadın, bir insan olarak bu duyguyu anlamamızı istiyor.
Film çekildiğinde 80 yaşında olan İspanyol aktris Carmen Maura’nın performansı her yönüyle Calle Málaga'yı taşıyor. Film neredeyse tamamen onun yüz ifadeleri, yürüyüşü, sessizlikleri ve küçük jestleri üzerine kurulmuş durumda. Maura, karakteri María'yı “acı çeken yaşlı kadın” klişesine düşürmeden; inatçı, komik, kırılgan ve canlı biri olarak yansıtıyor. İspanyol sinemasının en ikonik aktrislerinden biri olan Carmen Maura, özellikle Pedro Almodóvar'ın sinema kariyerinin şekillenmesinde çok büyük bir role sahip. Hatta kendisi uzun yıllar Almodóvar'ın ilk ve en önemli "ilham perisi" (Chica Almodóvar) olarak anıldı ve onun tam 7 filminde yer aldı. Maryam Touzani’nin yönetmenliği özellikle mekan kullanımında dikkat çekiyor. Tanca sokakları sadece arka plan değil, karakterin hafızasının bir parçası gibi işleniyor. Dar sokaklar, pazarlar, apartman koridorları ve eski eşyalar filmin “ev” temasını sürekli besliyor. Bu yüzden filmde fiziksel bir evin kaybı, aslında kimliğin kaybı anlamına geliyor. Genel olarak Calle Málaga, büyük olaylardan çok küçük insan anlarına odaklanan; sakin tempolu ama duygusal etkisi güçlü bir film. Özellikle karakter odaklı Avrupa sinemasını sevenler için oldukça değerli bir yapım.


.jpg)




