Yönetmen: Hasan Hadi
Oyuncular: Baneen Ahmad Nayyef, Waheed Thabet Khreibat, Sajad Mohamad Qasem, Muthanna Malaghi, Ahmad Qasem Saywan
Senaryo: Hasan Hadi
1990'lı yıllar Irak'ında Saddam Hüseyin döneminde bir okulda kura çekilir ve 9 yaşındaki Lamia, askerden bozma kaba saba ögretmeni tarafından başkanın doğum günü için pasta yapmakla görevlendirilir. "Bibi"siyle yoksulluk içinde yaşayan Lamia, hiç hoşuna gitmese de bu görevi yerine getirmek zorundadır. Normal bir ülkede bu önemsiz bir ödev olsa da, o dönemdeki Irak'ta pasta yapamamak, başka bir ifadeyle verilen görevi yerine getirmemek devlete sadakatsizlik olarak görülür ve acımasızca cezalandırılır. Böylece film bir çocuk macerası gibi başlasa da, gittikçe dönemin siyasi, sosyal, ekonomik röntgeninin çekildiği güçlü bir politik sinema örneğine dönüşür. Swimsuit adlı bir kısa filmin ardından ilk uzun metrajı olan The President's Cake'i yazıp yöneten Hasan Hadi, filmini bu pasta meselesi üzerinde konumlandırdıktan sonra, küçük Lamia'nın dramını daha da keskinleştirmek için bir başka gerçekçi fikir daha buluyor: Yaşlı ninesi, artık ona bakamadığı gerekçesiyle Lamia'yı durumu iyi bir aileye vermek istiyor. Bunu öğrenen Lamia, çok sevdiği ninesinden ayrılma fikrine öfkelenip kaçıyor. İşte bu kaçış, bir yandan da zamanında yetiştirilmesi gereken bir pasta, filmi dinamik bir yolculuğa dönüştürüyor. Lamia'nın yolculuğunu izlerken zaman zaman bir masalın içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Kucağından indirmediği horozu "Hindi" ve ona pasta malzemelerini temin etmede yardım eden yankesici sınıf arkadaşı Saeed ile birlikte türlü olay ve insanla karşılaşıyorlar.
Lamia'nın pasta için gerekli malzemeleri bulmaya çalışması aslında bir hayatta kalma mücadelesi. Yumurta, şeker, un gibi sıradan besinler neredeyse lüks tüketim ürününe dönüşmüş durumda. Bir çocuğun basit gibi görünen bu amacı, bütün bir toplumun ekonomik çöküşünü ortaya çıkarıyor. Özellikle Lamia kaçtıktan sonra hikayenin akışı hiç zorlama olmadan Irak'ın yaşadığı yaptırımları ve yoksulluğu karakterlerin günlük hayatı üzerinden gösteriyor. Güvenlik, eğitim ve sağlık kurumlarının, çarşı ekonomisinin rejimin bu çürümüşlüğü içinde debelenişi, bunun getirdiği ahlaki çöküntü, irili ufaklı biçimlerde bu bir günün içinde yer buluyor. Ama her şeye rağmen insanlar lunaparklarda veya kahvelerde eğlenebiliyor. Saddam'ın yaklaşan doğum günü nedeniyle sokaklarda da yürüyüş etkinlikleri, sloganlar, kutlamalar görüyoruz. Tabii bunların sevgiden önce korku kaynaklı olduğunu biliyoruz. Devlet, temsil edildiği kurumlardaki bireyler vasıtasıyla bu korkuyu insanlara yayıyor. Zira başlarında da onları korkutan bir diktatör var. Saddam Hüseyin, filmin gittiği her yerde bulunan portrelerde, afişlerde, sloganlarda, insanların endişe dolu yüz ifadelerinde görünerek adeta filmin kötü adamı rolünü üstleniyor. "Çocuk masalı" tanımına geri dönersek Lamia, bu kötü adam, onun kurduğu sistem ve uygulayıcıları, aynı zamanda korku iklimine teslim olup yozlaşmış bazı bireylerin oluşturduğu kurtlar sofrasındaki küçük kız konumunda.
The President's Cake, bir ilk filme göre çok iyi çekilmiş, kurgulanmış bir yapım. Esasen bir kurgucu olan Hasan Hadi, Orta Doğu çıkışlı çoğu filmde gördüğümüz, gerçeklik duygusunu arttırması yönünden de beğendiğimiz filtreli, salaş ya da özensiz prodüksyonlardan farklı olarak çok temiz, profesyonel bir reji performansı gösteriyor. Üstelik bu temizlikle de o gerçekliği elde ettiğini görüyoruz. Tudor Vladimir Panduru'nun görüntü yönetimi de filmin en büyük kozlarından biri. Kamera sık sık geniş planlara bakıyor ve karakterleri büyük coğrafyanın içinde küçücük bırakıyor. Bu görüntüler sadece estetik değil, aynı zamanda insanların devlet, savaş ve yoksulluk karşısındaki çaresizliğini de hissettiriyor. Cannes Film Festivali’nden Golden Camera ve Director's Fortnight ödülleri kazanmış olması boşuna değil. Oyuncu olmayan kişilerle çalışılmış olması böyle filmler için avantaj ve Hadi bu avantajı çok iyi kullanmış. Baneen Ahmad Nayyef'in Lamia performansı filmin merkezini oluşturuyor. Çocuk oyuncularda sık görülen yapaylık hissi yok. Ağladığında gerçekten üzülüyor, inat ettiğinde gerçekten inatçı davranıyor. O kadar gerçek ki, kamera onu takip ettikçe film de güç kazanıyor. The President’s Cake, Saddam dönemi Irak'ını anlatan bir tarih filmi değil. Bir çocuğun gözünden korkunun normalleşmesini anlatan bir film. Politik sinemanın sık yaptığı gibi seyirciye ders vermeye çalışmıyor. Sadece Lamia ile bu talihsiz coğrafyada bir gün geçirterek bir sürü şey söylemeyi başarıyor.

.jpg)



.jpg)


