Yönetmen: Jan Komasa
Oyuncular: Diane Lane, Kyle Chandler, Madeline Brewer, Phoebe Dynevor,
Dylan O'Brien, Zoey Deutch, Mckenna Grace, Daryl McCormack, Selda Kaya, Sky Yang
Senaryo: Lori Rosene-Gambino, Jan Komasa
Müzik: Danny Bensi, Saunder Jurriaans
25. evlilik yıldönümlerini kutlayan Ellen ve Paul Taylor, üç kızı, bir oğlu, bir damadı ve misafirleri ile evlerinde bir parti verirler. Ellen liberal görüşlü bir siyaset bilimi profesörü, Paul ise Washington'ın seçkinlerinin uğradığı başarılı bir restoranın sahibidir. Aileye yeni giren kişi aynı zamanda Ellen'ın eski öğrencisi Liz'dir. Liz, Ellen ile ideolojik olarak taban tabana zıt bir noktaya gelmiş ve ülkede yükselen "The Change" (Değişim) adlı hareketin entelektüel yüzlerinden biri olma yolunda ilerlemektedir. Liz'in Ellen'ın oğlu Josh'la sevgili olması, politik çatışmayı doğrudan ailenin içine sokar. Anniversary, 2020'de Uluslararası film kategorisinde Parasite'ın kazandığı Oscar ödülünün adayları arasında yer alan Corpus Christi ile adını duyuran Polonyalı yönetmen Jan Komasa'nın İngilizce çektiği, yüzeyde bir aile draması gibi başlayıp giderek otoriterleşme, faşizm, demokrasi ve politik kutuplaşma üzerine distopik bir gerilime dönüşen ilginç bir film. Jan Komasa ve Lori Rosene-Gambino'nun hikaye olarak tasarladığıi, Rosene-Gambino'nun senaryolaştırdığı Anniversary, temelde bir ülkenin politik olarak dönüşmesi ile bir ailenin parçalanmasını aynı süreçte anlatıyor. Bunu yaparken, bu kalabalık ailenin özel günlerinde, yıl dönümlerinde bir araya geldiği dönemlere sıçramalar yaparak, ülkenin politik yönden girdiği tehlikeli yolun aile dinamiklerindeki karşılıklarını izliyor.
Filmin en başarılı tarafı, otoriterliğin başlangıçta klasik anlamda "kötü" görünmemesi. Zeki, çekici, sakin, kendine güvenli Liz karakterinin Change adlı kitabı yayımlanyor, sağcı, solcu gibi farklılıkların reddedilip tek yürek Amerika amaçlanan bir politik hareket fikri ortaya çıkıyor, insanlar bu hareketi tartışıyor, gençler sosyal medyanın da yardımıyla bundan etkileniyor, devletin dili değişmeye başlıyor, toplumsal normlar da bu dilden hareketle kendini yeniliyor. Kısacası totalitarizm bir anda gelmiyor, normalleşerek geliyor. Faşizm çizmelerle, tanklarla, darbelerle değil, yumuşak ve süslenmiş biçimlerde gündelik hayata sızıyor. Komasa ve Rosene-Gambino'nun günümüz toplumsal, milliyetçi, siyasi hassasiyetlerini iyi okuduğu anlaşılıyor. Fakat filmi yalnızca Trump dönemi ABD'sine yapılmış bir alegori olarak okumak da biraz dar kalıyor. Film daha genel bir mekanizmayla ilgilenmekte: Demokratik toplumlar, demokratik olmayan bir şeye dönüşürken bunu içerideki insanlar her zaman fark etmeyebilir. Liz'in fikirleri sadece nefret üzerine kurulmuyor. Liz, mevcut sistemin başarısızlıklarını işaret ederek demokrasi, elitler, üniversiteler, ekonomik eşitsizlik, kültürel çatışmalar gibi gerçek problemlerin üzerine konuşuyor. Sorun, değişerek birleşme yönünde sunduğu çözümün giderek demokratik sistemi ortadan kaldırmaya yönelmesi. Dolayısıyla Liz'in tehlikesi, tamamen saçma şeyler söylemesi değil, bazı doğru sorulara çok tehlikeli cevaplar vermesi. Ellen'ın söylediği gibi toplum mühendisliği yapıyor.
Ellen-Liz ilişkisi filmin politik tartışmasının merkezinde. Geçmişten kalma bir husumet gibi görünse de, ikisi arasındaki fikir ayrılığı, tarafların birbirini kesinlikle anlayamadığı bir kutuplaşma yaratıyor. Demokrasi yanlısı bir akademisyen olan Ellen, aynı zamanda Liz'e karşı kibirli ve küçümseyici olduğu için tam olarak idealize edilmeyen bir karakter. Ellen'ın temsil ettiği liberal elitizm ile Liz'in temsil ettiği popülist otoriterlik arasında çok önemli bir fark var elbette. Film bunları eşitlemekten ziyade birinin diğerinin yükselişine nasıl zemin hazırlayabildiğini gösteriyor. Bunu yaparken sadece Ellen-Liz ikilisinden faydalanmaması da filmin bir diğer artısı. Çoğu filmde yan karakter fazlalığı, o karakterleri tek boyutlu bırakma tehlikesi altındadır. Oysa Anniversary'de her bir aile ferdine farklı roller biçilmiş. Bir stand-up yıldızı olan Anna'nın muhalifliği, bilimin gücüne inanan Birdie'nin bu kurnaz değişim hareketi karşısındaki savunmasızlığı, bu politik çalkantılarla hiç ilgisi olmasa da, rüzgarın estiği yere göre savrulan kocası Rob'ın yanında bile muhalif kalabilen Cynthia'nın mutsuzluğu filmde kendine alan açabilen unsurlar. Ailenin tek erkek çocuğu, aynı zamanda Liz'i bu aileye sokan Josh ise ayrıca incelenmesi gereken bir karakter. Josh'un dönüşümü filmin en karanlık taraflarından biri. Özellikle politik bir ideolojinin kişisel başarısızlık ve kırgınlık duygusuyla birleşmesi açısından bu karakter önemli. Hiçbir yeteneği, başarısı bulunmayan, karısının arkasına aldığı rüzgar sayesinde bir yerlere gelip, yıllarca kendisini eğitip büyüten ailesini aşağılayan Josh, bu "değişim" benzeri hareketlerin yarattığı en aşağılık numunelerden biri olarak başarıyla çiziliyor.
Anniversary çok iyi bir politik fikirden yola çıkılmış, ancak zaman zaman fazla didaktik emarelere sahip bir politik dram/gerilim. En dikkat çeken tarafı faşizmi uzak bir diktatörlükte değil, bir ailenin yemek masasında, yatak odasında göstermesi. Fakat bunu yaparken çok doğrudan ve didaktik olabiliyor. Senaryonun söylemek istediği şeyi anlamak için fazla düşünmemiz gerekmiyor. Bize demokrasinin tehlikede olduğunu, otoriter bir rejimin gelmekte olduğunu, özgürlüklerin kaybedildiğini adeta parmakla gösteriyor. Bu kadar doğrudanlık da filmin alegorik gücünü zaman zaman azaltıyor. Yine de başka mesajlarla az da olsa bir denge sağlanmaya çalışıldığı da belli. En önemlilerinden biri de, "sisteme sadık olmanız sistem tarafından korunacağınız anlamına gelmez, sistemin nihai düşmanı yalnızca muhalif değil, yeterince sadık olmayan herkestir" demesi. Oyunculuklara bakıldığında tecrübesiyle Ellen rolündeki Diane Lane filmin en önemli taşıyıcısı. Senaryonun da katkılarıyla her oyuncu kendini irili ufaklı da olsa iyi gösterme şansı buluyor zaten. Ama Lane ile birlikte Dylan O'Brien (Josh) ve Madeline Brewer (Anna) biraz daha öne çıkıyor denebilir. Jan Komasa'nın yönetmenlik geçmişinden de anlaşılacağı üzere filmlerinde otoriterlik, toplumsal baskı ve şiddet önemli temalardı. Anniversary ve yine 2025 tarihini taşıyan bir diğer İngilizce filmi Good Boy'da da bu temaları deşiyor. Ülkesi dışına çıkan çoğu Avrupalı yönetmenin düştüğü vasatlıklara da düşmeyip özgün kalmaya çalışıyor. Anniversary ile de aile olgusunu bir ülkenin minyatürü olarak başarıyla resmeden etkileyici bir politik sinema örneği sunuyor.

.jpg)
.jpg)

.jpg)
00.jpg)










.jpg)

