24 Mayıs 2012 Perşembe

Azuloscurocasinegro (2006)


Yönetmen: Daniel Sánchez Arévalo
Oyuncular: Quim Gutiérrez, Marta Etura, Antonio de la Torre, Héctor Colomé, Raúl Arévalo, Eva Pallarés, Manuel Morón, Ana Wagener, Roberto Enríquez, Natalia Mateo
Senaryo: Daniel Sánchez Arévalo
Müzik: Pascal Gaigne

25 yaşındaki Jorge, hasta babasının yerine kapıcılık yapmakta, bir yandan da daha iyi bir iş bulmaya çalışmaktadır. Ancak kendini birdenbire çok tuhaf bir durumda bulur. Eski bir mahkum olan ağabeyi Antonio hapiste tanıştığı sevgilisini hamile bırakamamaktadır. Bu görevi Jorge'ye vermiştir. Bu işin içinden nasıl çıkacağını düşünürken çocukluk aşkı çıkagelir, üstelik amacı Jorge'den bir çocuk yapmaktır. Bir yandan üniversiteye gitmek, bir yandan da felçli babasına bakmak zorunda olan Jorge, sorumluluk duygusunun baskısı altında köşeye sıkışmıştır.

Daniel Sánchez Arévalo'nun yazıp yönettiği, güzel hikâyesini Jorge’nin onurlu ve gururlu bünyesinde gösteren Azuroscurocasinegro, “fakir ama onurlu genç” kişiliğinin gereksiz biçimde sulandırılmamış, biçimsiz gereklilikle sömürülmemiş hali. Onu ağlak yapmayan olgunluğu içinde sömürülmeye müsait hislerin çoğunu hissetmek mümkün. Ama anlatımı o kadar hoş ki, mizahı hüzünle, hüzünü aşkla, aşkı dürüstlükle kaynaştıran, keyifleri kaçırmaya niyetli sınıf farklılıklarını, o tuzağa düşmeden akıllıca tasvir eden, yaşından olgun bir film. Üstelik tutturmuş olduğu kıvamla Jorge, Paula, Antonio ve Natalia’dan kurulu dram yaratıcılığı taşıyan bir dörtgen içine, filmle çok alakasız sayılabilecek Jorge’nin kankası Israel’in komik ama anlamlı ebeveyn bunalımını da çok ustaca işleyen lezzetli bir yemek adeta.

Başta Quim Gutiérrez olmak üzere ışıl ışıl parlayan oyuncu kadrosu, ucuz bir gençlik filminden çok öte söyleyecek sözleri olan, bunu çok anlamlı isim, cisim ve resimlerle anlatan filmi çok iyi taşıyor. Azuloscurocasinegro’nun neden Azuloscurocasinegro olduğuna gelince. Anlamını öğrendiğiniz vakit, belki de o “Siyahaçalankoyulaci”nin renk, ton, biçim değiştirmiş halinin kendi hayatınızda da eskiden ve şimdi hâlâ var olduğunu göreceksiniz. Jorge için ilk başta, başkalarının eskilerini giymemek üzerine bir metafor olduğu düşünülebilir. Ama dahası, belki de daha önemlisi var! Siyahaçalankoyulaci gibi hedeflerimiz hep olacak. Bunların her birimiz için anlamı farklı, şekli şemali farklı olacak. Ama bu hedefler bizim ve istediğimiz esas şeyin arasındaki bir “şey”den farklı olmayacak. Ve bu “şey”, bizim asıl hedefimizi temsil eden kutsal bir varlığa, bir tutkuya, bir güzelliğe dönüşecek. Jorge’nin takım elbiseye biçtiği değeri anlatışından alıntı yapmak en iyisi: “Sorun takımda değil, sorun onun altında yatanda. Arada hep bir şey varmış gibi hissetmek. Benim ve istediğim şeyin arasında.”

1 yorum:

  1. Imm, bayıldım buraya. Yazıya da tespitlere de aynı zamanda. Film senin aktardığın kadar sıkı aforizmalar içermiyordu bence yahu. Senin kritiğinden sonra filmi seyretseydim eminim ki çok daha fazla beğenirdim.

    YanıtlaSil