Yönetmen: Kleber Mendonça Filho
Oyuncular: Wagner Moura, Maria Fernanda Cândido, Tânia Maria, Carlos Francisco, Thomás Aquino, Gabriel Leone, Alice Carvalho, Hermila Guedes, Robério Diógenes, Luciano Chirolli, Enzo Nunes, Udo Kier
Senaryo: Kleber Mendonça Filho
Müzik: Mateus Alves, Tomaz Alves Souza
1960'lardan 80'lerin ortalarına kadar süren askeri diktatörlük yılları arasında kalan ve nispeten daha yumuşamış bir dönem olan 1977 yılı Brezilya'sındayız. Ama buna rağmen faşist baskı, faili meçhul cinayetler, korku iklimi, sert dönemlerden kalma pislikler ortadan kalkmış değil. Açılış sekansında Volkswagen aracıyla köhne bir benzin istasyonuna deposunu doldurmak için giren bir adam görüyoruz. O benzin alırken birkaç metre ilerde bir adamın üzeri örtülmüş cesedi duruyor. Benzinci, cesedi yemek için akın eden aç köpekleri kovuyor. Adamın şaşkınlığı sürerken istasyona iki polis geliyor. Cesedi pek umursamıyorlar. Asıl umursadıkları, benzin almak için gelmiş olan adamdan bir şeyler koparabilmek. Onları aç köpeklerin üniforma giymişleri olarak da görebiliriz. Ne yazık ki birkaç dal sigarayla yetinmek zorunda kalıyorlar. Bu gerilim ve kara mizah yüklü harika sekans, bize nasıl bir film izleyeceğimiz yönünde bazı olumlu fikirler veriyor. O Som ao Redor (2012), Aquarius (2016), Bacurau (2019) gibi eleştirel başarısı yüksek filmlere adını yazdıran yönetmen, senarist, yapımcı, eleştirmen Kleber Mendonça Filho'nun yazıp yönettiği The Secret Agent (O Agente Secreto), dönemin ruhunu belli noktalardan ele alıp neredeyse kusursuz yansıtan bir film. Politik gerilim ve kara mizahı farklı fikir ve tekniklerle kaynaştırması hayranlık verici.
Özgün bir senaryo olmasına rağmen dönemin dengelerine sadık gerçekliği o kadar güçlü ki, birçok kulvardan giriştiği anlatımları yekpare biçimde sunma ustalığına sahip. Zaten diktatörlük yıllarında bu coğrafyalardan o kadar çok hikaye fışkırıyordu ki, bugüne kadar sinema tarihinde yer bulmuş sayısız filmde bunu gördük. Filho, baş karakteri olan akademisyen Armando Solimões etrafında şekillendirdiği senaryosunda hem onun kişisel hayatına, hem de genel olarak bu başıboş kalmış dönemin politik ve sosyal iklimine kritik bakışlar atıyor. Filmin merkez üssü Atlantik kıyısındaki Recife şehri. Filho da 1968 Recife doğumlu. Belki de yaşanmış olaylardan, tarihi gerçekliklerden, nesillerin aktardıklarından, bunların üzerine eklenenlerden derlediği senaryosunun bu denli sahici olması Filho'nun önceki filmlerinden de gördüğümüz farklı tarzının da bir yansıması. Benzin istasyonundan sonra Recife'de muhalif hareketin liderlerinden Elza'nın ayarladığı bir site dairesine yerleşen Armando'nun, onun siteye yerleşmesini sağlayan Dona Sebastiana ve burada bulunan site sakinleriyle sıcak bir aile ortamını andıran ilişkisi yanında, kaybettiği eşi Fátima'nın ebeveynleri ve onların yanında yaşayan oğlu Fernanda ile ilişkileri filmin sakin, sevimli, hüzünlü bir yüzünü yansıtıyor. Mevsim yaz ve karnaval zamanı. Filho, askeri diktatörlüğün gölgesinde Brezilya halkının dans, müzik ve eğlencenin kollarında sarhoş olmasının ironisini hem filmine, hem de seyircisine unutturmuyor.
Öte yandan, Armando kimliğini gizleyen, saklanan bir akademisyen. Üniversitede lityum pil üzerine yaptığı çalışmalarla otomotiv sektörünün geleceğini şekillendirmeye çalışan bir ekipte yer alıyor. Bunları tek bir flashback sekansıyla toparlayan Filho, işlerin neden ters gittiğini kilit anlarla çok güzel özetliyor. Darbe hükümeti adına çalışan Ghirotti, bu çalışmalara ödenen fonu kesmeye karar verince Armando ile ihtilaf yaşıyorlar. Ghirotti de faili meçhul cinayetleri kendine geçim kapısı yapmış polis eskisi Augusto ve onun üvey oğlu Bobbi'yi Armando'yu öldürmeleri için tutuyor. Bu ikisi de elleri kirlenmesin diye Vilmar adında başka bir tetikçi tutuyorlar. Filho, darbelere çanak tutan Amerika'nın desteklediği bu hükümet ve Ghirotti gibi adamların, üzerine çöktükleri ülkelerin huzur ve refahının bozulması, yeniliklerin ve ilerlemelerin önünün kesilmesi, kendilerine muhtaç olunması için her şeyi yapabileceklerini, günümüz dengelerini de anımsatarak ustalıkla betimliyor. Muhaliflerin himayesinde farklı bir kimlikle nüfus dairesinde işe giren, kalacak bir yer bulan Armando'nun tek istediği oğluyla beraber ülkeden çıkmak. Faili meçhullerden biri olmamak için gün sayıyor. Çok sevdiği eşi Fátima'yı kaybetmiş, oğlu Fernanda ile bir türlü kalıcı olarak kavuşamamış, peşindeki katillerden sıyrılamamış olmanın hüzünlü, gergin ama umutlu bir ruh halini aynı anda omuzlarında taşıyor.
Filho, setini kurduğu 1977'nin popüler kültür bileşenlerini de hikayesine katık ediyor. Karnaval coşkusu Recife'yi de sarmış vaziyette. Sinemalarda Jaws fırtınası esiyor. Filmde Jaws'dan başka The Omen, Carrie, Flesh For Frankenstein gibi filmlerden izler görüyoruz. Ülkenin korku iklimi sinemaları da sarmış vaziyette. Tam bunlar olurken, ağzında bir erkek bacağı bulunan bir köpekbalığı yakalanması ülke gündemine düşüyor. Bu "Kıllı Bacak" bir fenomene dönüşmüş. Hatta Filho'nun bu fenomeni bir kitsch korku filmi olarak tasarladığı gece sekansı da korku-komedi göndermesi olarak filme renk katıyor. Sert bir rejim görmüş insanların bu filmler için salonları doldurması, çığlıklarla tepkiler vermesi, bir yandan da karnavallarından ödün vermemesi Brezilya halkının adrenalin dolu bu oyalanışlarına Filho'nun incelikli göndermesi adeta. Film ayrıca günümüze açtığı bir aksla o yıllarda yaşamış muhaliflerin geleceğe belge olarak bıraktığı kaset kayıtlarını dinleyen iki genç araştırmacı üzerinden de döneme bakıyor. Armando’nun hikayesini ses kayıtları vasıtasıyla takip etmeye ve olup bitenleri anlamaya çalışan bu araştırmacılardan Flavia, hiç görmediği bu adamla bir bağ kuruyor. Aradan geçen yılların, o dönemin ve bu filmin aktörlerine, mekanlarına neler yaptığını göstermesi de bellek (ve flaş bellek) vurgusu açısından çok çarpıcı bir son dokunuş olarak dikkat çekiyor.
Sahte kimlik, geçici ikametgah, göstermelik meslek, hepsi Armando'ya bir "gizli ajan" personası yüklüyor. Kayınpederinin makinistlik yaptığı sinemada bir ara gözümüze çarpan, başrolünde Jean-Paul Belmondo'nun yer aldığı 74 yapımı Le magnifique filminin fragmanındaki "Agent Secret" kelimelerine bakan Armando'nun aslında bir ajandan çok uzak biçimde, ülkesine hizmet etmesine izin verilmemiş, daha huzurlu bir hayat için saklanmak zorunda kalmış bir vatansever temsili olma ironisi yerini buluyor. Filmin dönemin ruhunu yansıtışı, sanat yönetimi, sinematografisi muazzam. Gerilim dolu tetikçi takibi sahnesinde de gördüğümüz üzere sadece dar alanlarda değil, geniş çekimlerde de olağanüstü bir doğallık hakim. Bir başka muazzamlık da casting için söz konusu. Kısa bir süreliğine gördüğümüz, Kasım 2025'te hayata gözlerini yuman Udo Kier'in bile Hans rolüyle alakasız da olsa renk verdiği yan karakter zenginliği de fark yaratmakta. Usta oyuncu Wagner Moura ise abartısız ama güçlü performansıyla ödül ve adaylıklarının haklı gururunu ne kadar yaşasa azdır. Özellikle Cannes'dan Filho ve Moura dahil 4 ödülle dönen film toplamda 90 kadar ödül almış durumda. Kleber Mendonça Filho, tüm olumlu eleştiriler bir yana, birçok yönden klişelerin ayak seslerini hissettirmesine rağmen bunlara yüz vermeyen, kestirilemez yollar tercih eden mütevazi ama güçlü anlatımıyla kariyerinin şimdiye dek belki de en iyi filmine adını yazdırıyor.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder