31 Mart 2020 Salı

The Assassination (2015)


Yönetmen: Choi Dong-hoon
Oyuncular: Jun Ji-hyun, Lee Jung-jae, Ha Jung-woo, Oh Dal-soo, Cho Jin-woong, Lee Kyung-young, Choi Deok-moon, Park Byung-eun, Kim Eui-sung, Kim Hong-pa
Senaryo: Choi Dong-hoon, Lee Gi-cheol
Müzik: Dalpalan, Jang Young-gyu

1911 yılında Japon işgali altındaki Seul'de bir otelde Koreli iş adamı Kang In-gook, altın cevheri madenciliği haklarını alabilmek için Japon genel valisiyle buluşur. Ama direnişçi Yem Sek-jin'in başarısızlıkla sonuçlanan suikast girişimi sonucu görüşme yarım kalır. Kang In-gook valiyi kurtarır, Yem ise yaralı olarak kaçmayı başarır. Kang In-gook'un karısı da bu suikast organizasyonunun bir parçası olduğu için Yem onun evinde saklanmıştır. Kadın, ikiz kız bebeklerini ve kılık değiştiren Yem'i de yanını alarak bir bahaneyle evden ayrılır. Ama Kang In-gook, adamlarına karısı dahil kafiledeki herkesi öldürüp bebekleri kendisine getirmesini emreder. Yolda peşindeki adamlar fark edilince bebekler ayrı yönlere götürülür. Çıkan çatışmada bebeklerden biri alınır, kadın öldürülür, Yem ise yaralı olarak ele geçirilir. Yıllar sonra 1933'te işgal devam ederken pek çok direniş savaşçısı sürgüne gittikleri Çin'de mücadelelerini uzaktan organize etmek zorunda kalmışlardır. Merkez Polis Karakolu'ndan kaçmayı başaran ilk kişi olarak efsane olan Yem, Mançurya'ya gitmiştir. Direniş örgütünün başında bulunan Kim Koo, Yem'i ajan yapmış, onu sağ kolu haline getirmiştir.

Kim Koo ve örgütü, Japon ordusunun en yüksek rütbeli askerinin Kore'yi ziyaret edeceğini öğrenince riske girip suikast düzenlemeyi planlar. Ancak silahı kullanacak tek keskin nişancı Şanghay hapishanesinde yatan Ahn Ok-yun'dur. Ayrıca direniş eğitimi almış Rapid-fire ve hücre arkadaşı da bu ekibe dahil edilir. Direniş ajanı Yem'in Ahn Ok-yun'u ve bu iki direnişçiyi hapisten çıkarıp direnişe katmak istediği bilgisi grup içindeki bir hain tarafından Japonlara sızdırılır. Bu hain Yem'in ta kendisidir. 1911'de yakalanıp işkence gördüğü için taraf değiştirmiş, bir Japon ajanı olmuştur. Yem bu suikast ekibini kurduktan sonra aynı ekibi yok etmesi için bu defa kiralık katil Hawaii Pistol ve yardımcısıyla anlaşma yapar. Artık Ok- yun ve arkadaşları sadece Çin'deki hapishaneden kaçmak zorunda değil, Japon ordusu ve onu öldürmeye çalışan kiralık katilden de kaçmak zorundadır. Bu uzun konudan da anlaşılacağı üzere güçlü bir omurgaya oturtulan The Assassination, senaryosunu Choi Dong-hoon ve Lee Gi-cheol'un yazdığı, Choi Dong-hoon'un yönettiği etkileyici bir tarihi dram, aksiyon, gerilim yapımı. Bu türlerin hepsinin hakkını dozunda veren, özellikle etkileyici sanat yönetimiyle oluşturduğu güçlü fonunda istediği gibi hareket eden, ama disiplinini de hiç bozmayan bir yapım.


Yem'in çok kritik bir suikasti gerçekleştirecek olan ekibi kurması, aynı zamanda kendini gizleme çabaları, üç kişilik suikast ekibinin hazırlık aşamaları, o ekibi çökertmek için kiralanan Hawaii Pistol ve yancısının çalışmaları, kesişen yollar, kaçışlar, kovalamacalar, hafiften filizlenen bir aşk, entrikalar, pusular, giderek yükselen tansiyon ve kaliteli bir aksiyon. Tüm bu kanalları idare etmek bir yönetmen için kolay değil. Choi Dong-hoon, biri animasyon olmak üzere bu 6. filminde tecrübesini ortaya koyup ince işçiliklerle, düşmeyen bir tempoyla, usta kurgu hamleleriyle bu kalemlerin hepsine gereken özeni gösteren bir orkestra şefi gibi adeta. Bazen temposunu hızlandırarak takibi güçleştirse veya sindirimi zorlaştırsa da benzer durumlarda vites küçültüp hantallaşan filmleri düşününce bu tercih anlaşılabiliyor. Zaten Güney Kore sinemasına has tempo akışına alışkın seyirciler için bu bir eksi sayılmaz. Filmin dozu giderek artan tehdit kozu olan Yem'in kullanılışı, Hawaii Pistol ve Ahn Ok-yun arasında girişi, gelişmesi ve sonucu çok dengeli ayarlanmış duygusallığın gidişatı, ikiz kardeş mevzusunun dramatik kırılmalara olan etkisi gibi daha çoğaltılabilecek parçaların biraraya getirilişi, filmin karakter yapılanması ve boyutlanmasında önemli yer tutuyor. Bunun yanında filmin sırf yapmış olmak için yapılmamış güçlü bir aksiyon anlayışı da var ki, özellikle benzin istasyonu ve düğün bölümleri, artık oturmuş karakterleri dışlamayan, onların filmdeki dramatik duruşlarını, haliyle oyuncuların performanslarını da bu aksiyona dahil eden bir anlayış bu.

Belki tüm bu unsurlara daha önce başka filmlere de rastladık. Ama The Assassination, o başka filmler arasında gerçekten iyi olanlardan biri. Güney Kore sineması yakın ve uzak tarihine önem veren, yaşanmış olaylardan beslenerek kendi kurgusunu oluşturan bir sinema. İster istemez yeni nesle o tarihi hissettirebilmek için didaktik kaçtığı da olmuyor değil. Öte yandan bu filmde olduğu gibi dönemin Japonya hegemonyasındaki Kore'nin hainlerinin ve kahramanlarının resmedilişindeki evrensellik sadece Kore tarihine özgü olmadığından, günümüze yansımalarından da dersler çıkarabiliyoruz. O hainler ve kahramanlar her ülkenin tarihinde vardı, hala varlar ve olacaklar. 1-2 önemli figüre suikast düzenlediğinizde savaşı kazanmış olmuyorsunuz belki. Ama en azından duruşunuz, isyanınız, direnişiniz, tarafınız belirginleşiyor. Seçilen tarafların sonuçlarını görme açısından bu tip filmler, The Assassination gibi işlendiğinde su gibi yolunu buluyor. Bu işlenme teknik ve sanat yönetiminden müziklerine kadar her birime olumlu yansırsa iz bırakıyor. Tabii Jun Ji-hyun (Il Mare, My Sassy Girl, Winstruck, Daisy, A Man Who Was Superman), Lee Jung-jae (Il Mare, Typhoon, The New World), Ha Jung-woo (Time, Breath, The Chaser, The Yellow Sea, Nameless Gangster), Cho Jin-woong (The Front Line, Nameless Gangster, A Hard Day) gibi güçlü oyunculara da sahipseniz işiniz daha kolay ve nitelikli hale geliyor. Choi Dong-hoon, The Assassination'da üst düzey bir yazım ve yönetimle bu tarih bilincine etkileyici bir eklemede bulunuyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme