10 Ocak 2022 Pazartesi

Un monde (2021)

 
Yönetmen: Laura Wandel
Oyuncular: Maya Vanderbeque, Günter Duret, Karim Leklou, Laura Verlinden
Senaryo: Laura Wandel

Laura Wandel'in yazıp yönettiği Belçika yapımı Un monde (Playground), aynı okula giden ortaokul çağındaki Nora ve Abel adlı iki kardeşin yaşadıklarını konu alan bir dram. 70 dakikalık süresinin tamamı okul sınırları içinde geçen film, yine bu sürenin çok büyük bir bölümünde Nora'nın yakın plan çekilmiş görüntülerinden oluşmakta. Bu tarzıyla 2016'da En İyi Yabancı Film Oscar'ı dahil pek çok ödül kazanan László Nemes filmi Saul fia'yı andıran Un monde, o filmde Auschwitz'de Sonderkommando olarak görev yapan Saul'un gözünden yaşattığı kaos ortamını farklı dönem ve koşullarda bir ortaokula uyarlamaya çalışmış. Alan derinliği yaratarak küçük Nora'ya odaklanan Laura Wandel, sadece ona yaklaşan diğer karakterleri netleştirip diğerlerini flu bırakmak suretiyle daha çok biçim üzerinde duracağını belli ediyor. Zaman zaman bu biçimi bırakıp gerekli gördüğü anlarda etrafını da netleştiren yönetmen, filmin büyük bölümünde kadrajda göremediğimiz anları ve sesleri de Nora'nın arka planına dahil ediyor. Söz konusu Auschwitz olduğunda Saul'un arka planındaki göremediğimiz sahneler ve duyduğumuz sesler dehşet verici olabiliyorken, burada ise okul ortamında çocukların telaşı, rutin sohbetleri, çığlıkları, kahkahaları, iğneleyici, aşağılayıcı sözleri farklı bir kaosu yansıtıyor. Peki bu kaos film için ne derece gerekli? Wandel, okul bahçesini, sınıfları, yemekhaneyi, sosyal etkinlik alanlarını geniş planlarla göstermek yerine, hepsini Nora etrafındaki flu atmosfere hapsederek Nora ve onu daraltan okul rutini arasındaki kaosu betimliyor.

Aslında Nora'yı boğan sebepler türlü türlü. Okulda zorbalığa uğrayan ağabeyi Abel'ın durumuna çok üzülen Nora, okula yeni başlamasının da verdiği psikolojiyle günden güne kendini harap ediyor. Abel, bu durumu çevresine, özellikle de babasına anlatmaması için Nora'ya baskı yaptığı için küçük kız iyice dertlenip okuldan soğuyor, derslere odaklanamıyor. Dayanamayıp babasına söylediğinde ise okulda tek tanıdığı insan olan Abel tarafından dışlanıyor. Sınıfındaki diğer kızlarla kaynaşmaya çalışsa da, bir doğum günü daveti sebebiyle orada da sorunlar yaşıyor. Okul dışına hiç çıkmayan Wandel, çocukları okula bırakıp çıkışta da alan babalarının korumacı tutumuyla meseleye ailevi bir boyut da katıyor. Babanın işsiz olduğu, hiç görmeyip hakkında bir şey bilmediğimiz annenin yokluğu gibi belirsizlikler neticesinde çocukların bir de okulda zorbalıklarla, dışlanmalarla uğraşmaları, onlara olan seyirci bağlarımızı güçlendiriyor. Okulda akran zorbalığına uğrayan çocukların bir çoğu, arkadaşları tarafından dışlanma, ailelerinin tepkilerinden çekinme veya zorbalığın dozunun artması gibi nedenlerden dolayı susmayı tercih eder. Bazıları da Abel gibi zamanla ezilen yerine ezen olmayı seçenekleri arasına koyar. Okul dışındaki yaşamlarından hiç bir sahne görmediğimiz Nora ve Abel'ın neler yaşadığını bilmeden, sadece tahminlerle okulda tutunamayışlarının analizini yapmak kolay sayılabilir. Wandel bol bol Nora yakın planıyla onun henüz bu yaşında nasıl bir psikoloji içinde debelendiğini anlatmakta da zorluk yaşamıyor. Zaman zaman bu anlatım biçimi sarkar gibi olsa da, kısa süresi sebebiyle göze fazla batmıyor.

Un monde her ne kadar Nora merkezli iki çocuğun okul hayatında karşılaştıkları zorlukları anlatsa da, bu zorluklar farklı ortamlarda farklı şekillerde yetişkinlere de uyarlanabilir. Bu manada okul zorbalığı ve genel anlamda zorbalık konusunda film bize yeni şeyler sunmuyor. Nora sayesinde bu soruna dışarıdan bakmanın getirdiği bazı kör noktaları görebilmesi seviyesini yükseltmekte. Bize konu/senaryo olarak yeni şeyler sunmayacağının farkında olan yönetmenler, anlatılarında fark yaratmak istiyorlar. Siyah beyaz, çerçeve oranı, plan sekans, animasyon teknikleri veya belgesel tarzı farklı ifade yöntemleriyle biçime ağırlık veren yönetmenler, şayet zayıf ya da alışıldık hikayelerinin üstünü örtmek için yapmıyorlarsa bu tercihlerinde belli bir saygıyı hak ediyorlar. Laura Wandel, László Nemes tarzını kendi filmine uyarlarken mekan ve karakter seçimini iyi yapmış, bu mekan okul olunca yaşanan sıkıntılar arasından da zorbalığı seçerek kısa ve boşlukları seyirciye bırakan bir analiz yapmış. Wandel, filmini normal bir biçimde çekmiş olsaydı ne kadar ses getirirdi bunu tam olarak bilemez ama yorumlayabiliriz. Bu haliyle Cannes'ın Belirli Bir Bakış ödülü dahil şimdiye kadar çeşitli festivallerden 12 ödül kazanan Un monde'de, Wandel'in adeta yüzünü zihnimize kazıdığı başroldeki Maya Vanderbeque'in oyunculuktan öte bir doğallık taşıyan performansı yürek yaralıyor. Wandel, filminde konuştukları kadarını, hatta belki daha fazlasını konuşmadığı anlarıyla ifade etme becerisi gösteren yeni bir sinemacı. Henüz bu ilk filmiyle başka film ve yönetmenleri anımsatsa da sonraki filmleriyle nasıl bir yol izleyeceği belli olmayan, bu belirsizliği de çekici hale getiren bir yönetmen olarak iyi bir başlangıç yapıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder