11 Nisan 2009 Cumartesi

The Savages (2007)


Yönetmen: Tamara Jenkins
Oyuncular: Laura Linney, Philip Seymour Hoffman, Philip Bosco, Peter Friedman, David Zayas, Gbenga Akinnagbe, Cara Seymour
Senaryo: Tamara Jenkins
Müzik: Stephen Trask

The Savages bir yetişkin aile dramı. Aile dediğimiz şey dramsız olmuyor tabi. Eşler arasında biten tutkular, çocukların ergenlik sancıları, çevreyle ilişkiler, parçalanmalar, biri bitince öbürü başlayan sorunlar bu dramların vazgeçilmez malzemeleri. Belli kalıplara yerleştirilmiş aile dramları kendi içlerinde fark yaratmaya da pek fazla uğraşmazlar. Bazen film ile izleyen arasında maya tutmaz. Bunun en önemli sebeplerinden biri de dramı yaşayan aile ile seyircininki arasındaki kültür, anlayış, ve yapı farklılığı oluyor. Jon ve Wendy Savage kardeşleri bir araya getiren hasta, yaşlı ve aksi babaları Lenny’nin bir anda yersiz yurtsuz kalması da aradaki kültür farkı ne olursa olsun “sorumluluk” denen evrensel olguyu vurguluyor. Hayatlarında zaten uğraşmaları gereken yeterince sorun ve sorumluluk varken bir de babaları için endişelenmek zorunda kalmaları, yetişkin iki evladın kendi içlerine dönmelerini de sağlıyor.

Bölünmüş bir ailenin beklenmedik bir olay sonrası tekrar bir araya gelmesi, geçmişin muhasebesinin yapılması, sırların su yüzüne çıkması, geç kalmış da olsalar birbirlerini anlamaya başlamaları üzerine izlediğimiz film sayısı bir yana, bunlar gerçekten yaşadığımız olaylar bile olabilir. Yani izleyen olarak belki de bizzat tecrübe ettiğimiz olaylar hakkında izleyeceğimiz filmlerde hatalar bulmak veya yakınlık kurmak daha da kolaylaşır. The Savages genel olarak bu kalıp üzerinden ilerlese de bazı özellikleri ile klasik bir Hollywood aile dramından kendini sakınıyor.

Film her ne kadar sert ve uç öğeler barındırmasa da, umulanın aksine zararsız bir karanlığa, karamsarlığa sahip. Açılışta güneşli gökyüzü altında tertipli, düzenli, temiz müstakil evlerin ve civarında uyuşturulmuş bir huzurla, sıkıcı rutinlerle ölümü bekleyen yaşlı insanların bulunduğu donuk görüntülerle yaratılan “yaşlı cenneti”, yerini soğuk ve yağışlı yalnızlığa bırakıyor. Uzun zaman önce koptukları babalarına kalacak bir yer aramak zorunda kalan Savage kardeşler ve hakkında fazla bilgi verilmeyen baba Lenny Savage, oldukça sakin, karamsar ve kasvetli bir atmosfer içinde bu bağımsız karakterdeki filmin odağını oluşturuyorlar.


İki kardeşin 20 yıl sonra bir araya geldikleri babalarıyla olan ilişkileri dışında, tiyatro hocası Jon’ın ülkesine dönmek zorunda kalan Polonya’lı sevgilisi ile ilişkisinden ziyade, Wendy’nin evli bir adamla yaşadığı yasak ilişkisine biraz daha yakından bakmayı seçen film bu anlamda arzu edilen bir dengeyi sağlayamamış görünüyor. Doğal olarak bu ilişkilerden hareketle Wendy’nin iç çekişmeleri ile daha fazla ilgileniyor. Wendy’nin evli sevgilisi ve bakımevinde babası ile ilgilenen siyah hastabakıcı Howard ile yaptığı toplamda ihanet, ölüm, edebiyat temalı konuşmalar, izleyen nazarında Wendy’nin en fazla ilerleyen karakter olmasını sağlıyor. Karakter gelişimlerinin bu gibi yan unsurlara olan ihtiyacını hissettiriyor. Keşke aynı ilgi Jon’a da gösterilseymiş diye düşündürmeden edemiyor. Yine de geçmişi geçmişte bırakmış, kişilikleri ve sorumlulukları arasında kalmış kent insanı iki kardeş rolünde Philip Seymour Hoffman ve Laura Linney’in her yönden birbirine uyumu gayet olumlu.

Yıllar sonra bir kişi eksikle bir araya gelen Savage ailesi fertlerinin birbirleri ve geçmişle yüzleşme aşamaları esnasında flashback kullanılmaması da ayrı bir özellik. Onun yerine ödüllü senaryosunun sağladığı belki de daha dinamik bir yol izlenmiş. Geçmişe dair kareler görmememize, iki kardeşin ebeveynleriyle geçmişte neler yaşadığına fazla değinilmemesine rağmen, kopukluğun sebeplerinden çok, yaşadıkları şimdiki zamanın gelecek zamana uzanan karamsarlığı ile donanmış bireylerin hikayesi bu. Yaşlılığın, yaşlanmanın ve ölümün bu iki kardeşe yansıması ile aslında insan olarak tüm bu kavramlara olan hazırlıksızlığımızı sessiz ve derinden yüzümüze vuruluyor. Ayak parmağımızın durumunun bile ölümün habercisi olduğunu bilmek gibi mesela.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder