30 Haziran 2026 Salı

Hamnet (2025)

 
Yönetmen: Chloé Zhao
Oyuncular: Jessie Buckley, Paul Mescal, Joe Alwyn, Emily Watson, Jacobi Jupe, Noah Jupe, Dainton Anderson
Senaryo: Chloé Zhao, Maggie O'Farrell
Müzik: Max Richter

Doğayla iç içe bir yaşam süren özgür ruhlu Agnes (aslında adı Anne Hathaway ama babasının mirasında Agnes olarak geçer) ve baskın ebeveynleriyle yaşayan, kardeşlerine latince dersleri veren Will arasında filizlenen aşkın masum, temiz ve tutkulu süreciyle başlıyor Hamnet. Birbirlerine kur yapıyorlar, sevişiyorlar, evleniyorlar, çocukları oluyor. Ayrılıklar, hastalıklar, trajediler, hayatın içinden çıkan ama nereden çıkacağı kestirilemeyen olağanlıklar birbirini izliyor. Hamnet, edebiyat tarihinin en güçlü, aynı zamanda en gizemli figürlerinden biri olan William Shakespeare'in bazı düz tarihi kayıtlar haricinde pek bilinmeyen eşi ve çocuklarının öne çıkarıldığı bir dram. Maggie O'Farrell'ın aynı adlı çok satan romanından yönetmen Chloé Zhao ile O'Farrell'ın birlikte beyaz perdeye uyarladığı Hamnet, belli noktalarda bu sınırlı tarihi bilgilere bağlı kalınarak yazılmış. Ancak O'Farrell kurgusu, bu bilgilerin gölgesinde kalan boşlukları da çok iyi doldurarak bu sevimli aileyi önce roman, sonra da sinema filmi seviyesine taşıyor. Romana ve filme adını veren 11 yaşındaki Hamnet, Will-Agnes çiftinin üç çocuğundan biri. Resmi kayıtlarda doğum ve ölüm belgeleri dışında bilgi bulunmuyor. Ayrıca Shakespeare klasiği Hamlet'in ilham kaynağı. Bu iki kelime sadece ufak bir telaffuz farkıyla söylense de birbirleri yerine de kullanılabiliyor. O'Farrell, baba Shakespeare'i ikinci plana yerleştirerek, hakkındaki bilgi eksikliğini hazmedemediği Agnes'ı tüm insani özellikleriyle yeniden hayal ediyor.

Will ile evlenmeden önce Agnes, adı "Orman Cadısı"na çıkacak derecede doğayla bütünleşmiş bağımsız bir profille karşımıza çıkıyor. Cadı veya şifacı olarak tanınmak onu hiç rahatsız etmediği gibi, her ne kadar özgür ruhlu, doğa aşığı bir kadın olsa da sevdiği adamla evlenmeyi, çocuk sahibi olmayı arzuluyor. Öyle ki, ailesini bırakıp Londra'ya giderek orada oyunlar yazmak isteyen bunalımdaki kocası Will'i cesaretlendiren de yine Agnes oluyor. Eşi yokken çocukların her şeyiyle ilgilenen, bundan hiç şikayetçi olmayan Agnes'ın, dönemin kabusu olan salgınla imtihanı başlayınca, tek başına mücadele vermenin zorluklarına karşı güçlü durmaya çalışıyor. Hak ettiğini düşündüğü bu erdemleri Agnes'a bahşederek "belki de bunlara yakın şeyler yaşanmış olabilir" diye düşündürecek kadar sahici bir kurgu tasarlayan O'Farrell, Agnes'in doğayla kurduğu bağ, annelik içgüdüsü ve kayıp karşısındaki parçalanışından güçlü bir omurga oluşturuyor. Chloé Zhao ile birlikte 2 saatlik bir film olarak beyaz perdeye uyarladıkları için de gerekli birtakım sadeleştirmelerle bir sanat formunu başka bir forma dönüştürüyorlar. Zhao, belli bazı dram formülleri üzerinden ilerlese de, kendine has dokunuşlara da sahip bir yönetmen. Dönem filmi çekerken uzun süre çerçevesini dar tutup bir aile etrafında şekillenen senaryoyu ilmek ilmek işliyor. Karakterleri benimsetmesi hiç zor olmuyor. Ama özellikle Agnes ve Hamnet'i çok iyi parlatıp Will'e karşı bir miktar mesafe alarak karakter oluşturmadaki yetkinliğini gösteriyor.


Oscar dahil irili ufaklı organizasyonlardan yaklaşık 50 ödül kazanan Jessie Buckley, zengin kariyerinin en iyi performanslarından birini sunuyor. Agnes'in mutluluğu, hüznü, öfkesi, gizemi son derece yetkin ve görkemli bir biçimde kaşımıza dikiliyor. Filmin merkezi olmanın, her duyguya hakimiyet göstermenin ödülleri neyse hepsini sonuna kadar hak ediyor. Detayları ve estetiğiyle sanat yönetimi ve kostümleri, Paweł Pawlikowski'nin Zimna Vojna ve Ida filmleriyle Oscar adaylığı alan, Loving Vincent, I'm Thinking Of Ending Things, The Zone Of Interest gibi filmlerde birinci sınıf iş çıkaran Polonyalı görüntü yönetmeni Lukasz Zal'ın dönemin ruhunu yansıtan çekimleri, Alman besteci Max Richter'in güçlü müzikleriyle çepeçevre sarılmış bir film Hamnet. Richter demişken, özellikle görkemli olduğu kadar duygu boşalması yaratan finalinde duyduğumuz, başka filmlerde de kullanılan On The Nature Of Daylight adlı bestesinin finale duygu kolaylığı sağladığı görüşü de çok tartışıldı. Shakespeare'in ailesine karşı yeterince iyi bir babalık yapamadığı pişmanlığına karşı bir günah çıkarma mahiyetinde sahneye koyduğu Hamlet oyunu sahnesinin bir bölümünde bu parça kullanılmasaydı veya başka bir parça kullanılsaydı sahnenin etkisi nasıl olurdu, bunun denemesini yapmak seyirci için kolay. Asıl mesele, bu sahnenin bu parçaya ihtiyacı olup olmadığı. Chloé Zhao'nun bir sahnedeki oyuna, bir Agnes'in tepkilerine gidip gelen aksla güç kazandığı, en sonunda beklenmedik bir kırılmayla zirveye ulaşan bu sekansa eşlik edecek müziğin On The Nature Of Daylight olup olmaması çok da önemli değil aslında. 

Chloé Zhao demişken de, her filminde biçim yönünden farklı denemelere girişen, vizyon sahibi bir yönetmen olduğunu herkese kanıtladığını söylemeye gerek yok. Hamnet, Agnes'in doğayla kurduğu bağ neticesinde kendini belli eden pastoral dokusunu çok iyi yansıtan bir film. Bu özelliğini The Rider ve Nomadland'de de göstermişti. Doğa - insan arasındaki mücadele Hamnet'te bu filmlerde olduğu kadar ön planda olmasa da, Agnes'in özgür ve özgün kişiliğinin şekillenmesindeki en mühim faktörün bu ilişki olmasının vurgusu kendini belli ediyor. Çocuklarını doğanın koynunda doğurma arzusu bile tek başına ona güçlü bir mit bahşediyor. Tabii Maggie O'Farrell'ın sınırlı tarihi bilgilerle kurguladığı Anne Hathaway ve gerçekten yaşayıp yaşamadığı bile hala tartışılan William Shakespeare, bu hikayede klasik bir aşk, evlilik, aile üçgeni içinde kendilerine yer buluyor. Çocukları da (hele de dünya tatlısı Jacobi Jupe'un canlandırdığı Hamnet) bu hikayede bir aile olmanın, gerekirse eksik aile fertlerinin yerini doldurmanın, birbirine sahip çıkmanın, fedakar olmanın, cesur olmanın öneminde var oluyorlar. Aile olma duygusunun güzelliğini tattıkları kadar, trajedileri nasıl karşıladıklarının, nasıl farklı şekillerde yas tuttuklarının da hikayesi aynı zamanda. Hamlet'ten hareketle Shakespeare eserlerinin özünde yatan pek çok duygunun nerelerden geldiği yönünde buna benzer bir sürü kurgu tasarlanabilir. Fakat içinde Agnes'in ve Hamnet'in olduğu bir kurgu muhtemelen pek çoğundan bir adım önde olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder