5 Ocak 2016 Salı

Sicario (2015)


Yönetmen: Denis Villeneuve
Oyuncular: Emily Blunt, Benicio Del Toro, Josh Brolin, Daniel Kaluuya, Victor Garber, Jon Bernthal, Maximiliano Hernández, Raoul Max Trujillo, Julio Cedillo
Senaryo: Taylor Sheridan
Müzik: Jóhann Jóhannsson

Incendies, Prisoners, Enemy gibi son dönemin başarılı filmlerine adını yazdıran Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve dram, psikolojik gerilim ve aksiyonu harmanladığı Sicario ile üretkenliğini sürdürüyor. Rehine kurtarma biriminde görev yapan idealist FBI ajanı Kate Macer'ın, hükümet yetkilisi Matt Graver tarafından Meksika'daki uyuşturucu kartelleriyle alakalı tehlikeli bir görev için oluşturulan ekibe seçilmesi sonrası yaşananları takip ediyoruz. Bulunduğu birimde yerinde sayan, suçluları yakalamak yerine sadece geride kalan pislikleri temizlemek zorunda kalan Kate için ekibe katılmak kaçınılmaz. Bu ekibe, az konuşan, gizemli bir adam olan Alejandro'nun da dahil edilmesiyle şekillenen operasyon hakkında bilmediği pekçok şey olan Kate'in idealist duruşu da kritik bir sınavın eşiğindedir. Çünkü operasyonun görünen yüzünden başka görünmeyen çok fazla yüzü vardır.

Bu ekip ilk iş olarak Meksika sınırındaki bir noktadan Guillermo adındaki çok önemli bir bağlantıyı teslim almayı, ondan alacakları bilgiyle de mali bağlantıları ele geçirerek adım adım kartelin zirvesindeki isme ulaşmayı hedeflemektedir. Bir anda kendini tüm bu sürecin içinde bulan Kate'in zaman zaman sinir bozucu hale gelen idealizmi her ne kadar Amerikan doğruculuğuna işaret ediyor görünse de, aslen çeşitli dizilerde yan karakterler canlandırmış bir oyuncu olan Taylor Sheridan'ın bu ilk senaryosu, özünde çarpıcı ve eleştirel bir cesaret barındırıyor. Üstelik bu eleştiri, kör göze parmak sokmayan, sloganlaşmayan, özellikle Denis Villeneuve ve yaşayan efsane kabul edilen görüntü yönetmeni Roger Deakins sayesinde ortalama bir senaryoyu bile şahlandırabilecek derecede kaliteli bir kurguya,  gerilim yüklü bir görselliğe kucak açıyor. Sadece finale giden yolda baş gösteren kırılma, devamında abartılmamış aksiyonla karıştırılan gerilim ve düzgün final spontane bir eleştiriyi beraberinde getiriyor.


Sınır devriyesi Silvio'yu ailesi ile birlikte dışarıdan filme katıp, bu devasa uyuşturucu trafiğinin bireylere olan trajik yansımalarını da küçük küçük işlemeye çalışan Taylor Sheridan, bu trafiğin masum kurbanlarına yönelik daha büyük sözünü sona saklayarak, organize vahşetin doğasını yansıtmaya hedefliyor. Filmin kurgulandığı bu büyük operasyonun ardında yatan gerçeğin ters köşesini ve eleştirel önemini bir kenara koyarsak, basit sayılabilecek bir olay örgüsünü sakin olduğu kadar akıcı bir dille anlatan Villeneuve ise, Incendies, Enemy, Prisoners üçlüsüyle yarattığı dram / gerilim karışımına dozunda bir aksiyon da katarak tarzında fazla oynama yapmadığını hissettiriyor. Filmin başlarındaki baskın sahnesi ve özellikle Meksika bağlantısının sınırdan geçirildiği uzun gidiş dönüş bölümü gerek içerdiği gerilim, gerekse stilize aksiyonu ile David Fincher ve Kathryn Bigelow atmosferlerine hiç de uzak sayılmaz. Fakat adı geçen Denis Villeneuve filmlerine aşina olanların bu atmosferlerden kendine çıkardığı payları da fark etmeleri olası.

Kate Mercer pekala Kit Mercer, yani bir erkek olarak da tasarlanabilirmiş. Zira böyle zor bir görev için Emily Blunt naifliğinde bir kadın figürün seçilmesi, cast çeşnisi sağlama amacına daha yakın duruyor. Gerçi neden Kate'in seçildiği, bu seçimin önemli olup olmadığı da bir sahnede vurgulanıyor. Ama kendi biriminde başarılı olan, bu zor görevde ise acemi durumuna düşen Kate'in, bir muhbiri ele geçirme dışında kadın olmasına dair belirgin bir fikir bulunmuyor. Blunt'ın fantastik bilim kurgu Edge Of Tomorrow'da üzerine yakışan güçlü aksiyon kadını profili, daha gerçek bir yapım olan Sicario'da bir miktar ısmarlama duruyor. Yine de onun bir terminatör gibi yansıtılmaması, içinde bulunduğu tekinsiz duruma karşı tek savunma mekanizmasının sorgulayıcı idealistliği olduğunun altının çizilmesi (ki daha önce de belirttiğimiz gibi bu altını çizme durumu yer yer can sıkıcı bir hal de alıyor) Kate'i aksiyon karakterinden ziyade dram karakteri pozisyonuna daha rahat sokuyor.

Josh Brolin, alaycı tavrılarıyla Matt Graver gibi karakterleri canlandırmak için biçilmiş kaftan. Ama filmin en kilit figürü olan Alejandro'yu canlandıran Benicio Del Toro'nun artık kanıksanmış olan, gücünü sert latin hatlarından alıp bunu iyiye de kötüye de kolayca adapte edebilen sakin performansı daha fazla dikkat çekiyor. 2010'daki The Wolfman filminde de beraber izlediğimiz Del Toro ve Blunt kimyası, özellikle karşılıklı sahnelerindeki minimal gerginliği yansıtmakta filme önemli bir koz sağlıyor. Sonuç olarak, bu türde daha iyileri mevcut olan ama demlendikçe ileride o iyiler arasında sayabileceğimiz bir film Sicario.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder