16 Ağustos 2015 Pazar

The Suspect (2013)


Yönetmen: Won Sin-yeon
Oyuncular: Gong Yoo, Park Hee-soon, Jo Seong-ha, Yoo Da-in, Jo Jae-yoon, Kim Seong-gyoon, Kim Min-jae, Song Jae-ho
Senaryo: Lim Sang-yoon
Müzik: Kim Jun-seong

Kuzey Kore'nin en iyi saha ajanlarından biri olan Dong-chul, bir görev sonrasında hükümeti tarafından terk edilmiştir. O görevde meslektaşları tarafından ihanete uğramış, karısı ve küçük kızı öldürülmüştür. İntikam için Güney tarafına geçen Dong-chul, gündüzleri araştırma yaparken, geceleri de önemli bir bürokrat olan Park'ın şoförlüğünü yapmaktadır. Bir gece Park, Dong-chul'a bir gözlük vererek onu gömmesini ister. Aynı gece Park ve yanında çalışanlar suikaste uğrayıp katledilirler. Olay sırasında suikastçiyi haklayan Dong-chul bir anda cinayetin baş şüphelisi olur ve kaçmak zorunda kalır. Güney Kore İstihbarat Teşkilatı NSIA, Kuzey-Güney arasında kritik bir rolü olan Park'ın sırrını ele geçirmek için tüm imkanlarıyla ulusal bir tehdit Dong-chul'un yakalanması emrini verir. Ekibin başına da, daha önce Don-chul ile yarım kalmış bir meselesi olan üstün yetenekli Albay Min Se-hoon getirilir.

Senaryosu Lim Sang-yoon'a ait The Suspect (Yong-eui-ja), 2007 yılında çektiği çok başarılı Seven Days'e rağmen altı yıl boyunca sinemadan uzak kalmış Won Sin-yeon tarafından yönetilmiş bir film. Benzerlerine daha önce yine Güney Kore sinemasında rastladığımız üzere, başlangıçta olay ve entrika örgüsünü bir çocuğa anlatır gibi Hollywood kronolojisiyle değil, zamanla taşların yerine oturacağı bir tarzla anlatan film, hiç acele etmeden, ağır ağır gerilim dozunu arttırarak ilerliyor. Artık kendi klişelerini yaratmış ve bunlara sıkı sıkı sarılmış Güney Kore yapımlarından biri olarak, vazgeçilmez intikam temasını Kuzey-Güney arasındaki çekişmelerden birine dayalı zincirleme komplolarla paketleyip önümüze koyuyor. Yabana atılmayacak bu komplolar, yer yer Bourne filmlerini anımsatacak kovalamaca anlarıyla ve aksiyonlarla zenginleştirilmeye çalışılıyor. O noktada da insanüstü kaçma kurtulma sahneleriyle Hollywood aksiyon klişelerine göz kırpıyor. Yani hem kendinden, hem dışarıdan derlediği bu anlayışla farklı bir film görüntüsü çizmiyor. Ama bu sinemanın sahip olduğu şeytan tüyüne kapılan seyirci profili için bunlar pek sorun teşkil etmiyor.

The Suspect, seyircisini kendi ortamına dahil ettikten sonra sürükleyici yapısıyla işini daha da kolaylaştırıyor. Ana karakterlerin birbirini kovaladığı sırada yan karakterlerin ve kötülerin kilit noktalarda filme sağladığı katkılar da filmde iyi biçimde yer bulmuş. Bazı yönleriyle Samuel L. Jackson ve Kevin Spacey'in başrollerini paylaştığı The Negotiator filmini de anımsatması mümkün. Aslında çok yaygın bir konu bu: Karşı cephelerde yer alan tarafların, daha büyük bir kötülük karşısında birleşme ihtiyacı duymasıyla yaşanacak çıkmazdan çıkma çabası. Bu temayı algılar algılamaz filmin ne yöne gideceğini ve tabii nasıl biteceğini anlarız. The Suspect için de durum farklı değil. Ama bu bir Güney Kore filmi olduğu için ne olacağından ziyade, nasıl olacağı daha çok ilgi uyandırıyor. Sosyal ve kültürel olarak bize ilginç gelen detaylarıyla, mimik ve vücut diliyle, başta Gong Yoo ve Park Hee-soon olmak üzere göz dolduran performanslarıyla muadillerinden bir miktar ayrı görünmeyi başarıyor. Önemli noktalardan biri de, düşman kardeşler Kuzey ve Güney'in barışa yönelik adımlarla yakınlaşabileceğine olan inancın korunması. Tabii bu bir Güney Kore filmi olduğu için, o adım da haliyle Güney'den geliyor. Zaten Güney'in derdi Kuzey'deki kardeşleriyle değil, onların yönetiliş biçimiyle ve bundan faydalanmak isteyen kötü niyetli Güneyli politikacılarla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder