28 Şubat 2010 Pazar

Kill Theory (2009)

Yönetmen: Chris Moore
Oyuncular: Ryanne Duzich, Teddy Dunn, Daniel Franzese, Agnes Bruckner, Patrick Flueger, Steffi Wickens, Theo Rossi, Taryn Manning, Kevin Gage, Don McManus
Senaryo: Kelly C. Palmer
Müzik: Michael Suby

Mezuniyetlerini kutlamak üzere 7 genç, içlerinden biri olan Brent’in zengin ailesinin kır evine giderler. Orada Brent’in üvey kızkardeşi Alex’in de onlara katılmasıyla 8 kişi ederler. İlk gece beraber yemek yer, kadeh kaldırırlar, sonra çift olanlar odalarına çekilip sevişirler. Aralarında bir şişman da vardır. Cep telefonları çekmez. (Bu arada hiçbir reklâm şirketi bu fikirden istifade etmez nedense. Eden varsa da ben görmedim.). Bir tırmanış sırasında üç arkadaşının ölümüne sebebiyet vermekten hüküm giyen, fakat bir uzman psikolog yardımıyla bir süre serbest kalan katilimiz ise bu fırsatı kaçırmaz. Üstelik zamanında kendisi ve arkadaşları arasında seçim yapmak zorunda kaldıktan sonra “acaba başkaları benim durumumda olsa ne yapardı” gibi bir test uygulama suretiyle motivasyonu da vardır sevgili katilimizin. Her şeyi plânlamıştır. İlk cinayetini sabaha karşı 03:00’te işler ve o cinayet sayesinde evdeki diğerlerine kendi sesiyle mesajını iletir: Saat 06:00’ya kadar evde bir kişi kalması şartıyla herkes ölmelidir. Katil, o son kalanın canını bağışlayacaktır.

Görüldüğü üzere bu gençlerin helvalarını yapmak için tüm malzeme hazırdır. Henüz ilk senaryosunu yazan Kelly C. Palmer, klişe ötesi bir çevre düzeninin ardından biraz orijinal olabilmek için gençleri bir katil sayesinde birer birer rahmete kavuşturmak yerine, bırakalım bu kez gençler birbirlerini öldürsünler demiş. İyi de etmiş, zira öbür türlüsü hiç çekilmezdi. Peki bu çekiliyor mu? Pek belli etmeseler de geçmişlerinde aralarında içten içe irili ufaklı husumetler barındıran bu arkadaşlar, katilin koyduğu şart üzerine birbirlerini boğazlama yönünde ilk başta hiç oralı olmasalar da, gerek gergin bekleyiş, gerekse iyi tasarlanmış birtakım kıvılcımlar sayesinde mecbur bırakıldıkları şey olma yönünde gönüllü olarak gaza gelip filme ivme kazandırıyorlar. Yaşadıkları ikilemler, gerginlikler ve çaresizlik, filmi psikolojik gerilim statüsüne daha yakın tutuyor. Özellikle şişmanımız Freddy, benzer filmlerde hemen hacamat olan akranları gibi resmedilmeyip, filmin tansiyonunu yükseltme konusunda önemli pay sahibi. Böylece “katil kim” yerine, “sona kalacak olan kim” düşüncesi ile hareket etmeyi yeğleyen, bu merasimi tertipleyen zeki katilinin gerekçesini de son saniyelerdeki sürprizi ile toparlayıp paketleyerek hiç yoktan iyidir bir mantıkla işini bitiren Kill Theory, artık gına bile getirmeyen teen slasher furyasında az da olsa fark yaratmaya soyunmuş bir örnek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder