5 Mayıs 2016 Perşembe

Deadpool (2016)


Yönetmen: Tim Miller
Oyuncular: Ryan Reynolds, Morena Baccarin, Ed Skrein, T.J. Miller, Gina Carano, Leslie Uggams,
Senaryo: Rhett Reese, Paul Wernick, Brianna Hildebrand, Jed Rees
Müzik: Junkie XL

Marvel evreninin aykırı süper kahramanı Deadpool, Rhett Reese ve Paul Wernick ikilisinin senaryolaştırdığı, iki kısa film sonrası ilk uzun metraj filmiyle Tim Miller'ın yönettiği haliyle nihayet ete kemiğe kavuştu. Film hakkında olumlu olumsuz pekçok yazı yazıldı. Sadece Marvel'in değil, tüm süper kahraman aleminin en edepsiz tiplemesi olan Deadpool'un beyaz perdeye yansıyan esprili halini çok beğenenler olduğu kadar, fazla kanlı ve müstehcen bulanlar da oldu. Her iki tarafın da haklı olduğu yönler var. Marvel kahramanı profiline pek de uymayan biçimde, küfürbaz, kaba, insan öldürmeyi kafaya takmayan paralı asker Wade Wilson'ın ileri düzeyde kanser olduğunu öğrendikten sonra kanserinin iyileştirilmesi ve bazı süper güçler kazanması vaadiyle tuhaf bir programa dahil edilmesi sayesinde Deadpool'a dönüşmesini izliyoruz. Konu olarak bir Marvel kahramanının basmakalıp açılış filminden pek farklı sayılmaz. Orijinal hikaye de böyle miydi bilmiyorum ama film farklı bir kurgu izleyerek Deadpool'un baş düşmanı Ajax ve adamlarıyla otobanda kapıştığı sahneden başlayıp, tekrar en başa dönüyor. Güzel Vanessa ile ilişkisini inşa edip ara ara yine otobana dönüyor. Orada karşılaştığı Colossus ve  Negasonic Teenage Warhead'in elinden kaçtığı sahneden sonra yine geçmişe dönüyor. Orada işini bitirince de kendi zamanına geri geliyor vs.

Bu gereksiz karışık kurgu, filmin esprilerle dinamik hale getirdiği anlatımına ekstra bir özellik katmıyor. Zaten film bittiğinde Deadpool'u farklı kılan en önemli özelliğin -şu sert ve kanlı üslubu saymazsak- bu mizah duygusu ve buna bağlı olarak popüler kültüre yaptığı bir sürü gönderme olduğu görülüyor. Özellikle X-Men Origins: Wolverine (2009) filminin intikamını alırcasına X-Men serisine türlü giydirmelerde bulunuyor. Zaten oradaki akıllara zarar Deadpool tiplemesinin tam dalga geçmelik olması da bu göndermeleri haklı çıkarıyor. Bu karışık zaman dilimleri normal sırasına konsa, elimizde sıradan bir Marvel kahramanı kronolojisi olurdu. Küfür etmesi, düşmanlarını acımasızca öldürmesi ve bunları yaparken sürekli espri / gönderme kasması onu ayrıcalıklı hale getirmemiş. Tabii daha ufak bir yaş kitlesi için tepkisel anlamda bunlar ayrıcalıklı referanslardır. Ama mizahi yönden Iron Man'in eline su dökemeyecek Deadpool, delişmenliği ve aşık saflığı ile 1994'te Jim Carrey'nin canlandırdığı  Stanley "The Mask" Ipkiss'e daha yakın duruyor.

Birçok yönden üzerine düşülmüş gibi görünen ama aslına bütünden ayrı değerlendirildiğinde geçiştirilmiş olduğu fark edilen bir sürü sahneyle dolu Deadpool, şahane açılış jeneriğiyle, Wade - Vanessa aşkını filme yedirişiyle, X-Men (ve Hugh Jackman) göndermeleriyle zevkli bir aksiyon komedi filmi. Reese ve Wernick ikilisinin Zombieland mucitleri olması onları belki de Deadpool senaryosu için en güçlü adaylardan ikisi yapıyor. Mizahsa mizah, aksiyonsa aksiyon. Fakat bu durumun hakkını Zombieland kadar verdiklerinden şüpheliyim. Eksik veya fazla birşeyler olduğunu, tuzu veya şekeri ayarlanamamış bir yiyeceğe benzediğini söylemek mümkün. Deadpool, pek güven vermeyen, fazla ciddiye alınmayı istemeyen, felsefesi olmayan (varsa da ciddiye almaya değecek kadar belirgin olmayan) bir süper kahraman. Onun bu aykırılığından iyi ki Wolverine'deki gibi süper abuk güçlere sahip bir karakter çıkmamış. Ne var ki büyük iz bırakacak ve bana göre henüz solo filmi yapılacak ölçüde derinlik içeren bir karakter de çıkmamış. Aynı zamanda yapımcılardan biri olan ve filme çok emek veren Ryan Reynolds'ta bir Downey Jr. karizması yok belki. Ama iyi niyeti, tutkusu ve farklı bir Marvel kahramanını palazlama çabası (Wolverine'den sonra bir nevi iade-i itibar arayışı) takdire şayan.

1 yorum:

  1. zaman kaybı filmlerden bir tanesi daha idi beni için.

    YanıtlaSil