Şef: Danny Kaye
Müzik Direktörü: Zubin Mehta
Pazar günleri.
Sunday demiş gavur. Hep de güneşli olurlar. Geç kalkılır, kahvaltı yapılır, pijamalarla gazete okunur, pikniğe gidilir. Bazı çevrelerce tamir ve temizlik günü olarak da bilinir. Eskiden uyandığımızda Pazar sabahı westernleri veya çocuk komedileri olurdu. Bazıları
Danny Kaye komedileriydi. Filmden sonra dışarı çıkar, maç için kim var kim yok dökülmelerini beklerdik. İşin ilginç yanı dökülürlerdi! Cep telefonu, MSN bilmem ne olmadan, sanki filmden sonra sözleşmiş gibi mahalleye düşer, filmin kısa bir yorumundan sonra bir çırpıda eşleşir, kan ter içinde sonuçlanacak maçımızı yapardık. Eve geldiğimizde
Cenk Koray ve
Güneş Tecelli’nin sunduğu o muhteşem Pazar programlarını izlerdik. Pazar günü banyo günüdür. Ertesi gün okula gidilecektir. Okulun o can sıkıcı atmosferinden bir gün öncesi yaşadığımız, izlediğimiz her şeyin acıklı bir yanı da vardır elbette. Anamızın keselemesiyle temiz temiz son ödev kontrolleri yapıldıktan sonra tek kanalımızda günün maçları ve günün filminden sonra yatağa
Cuma günü girdiğimizden farklı bir ruh haliyle gireriz.
Şimdi bandı geri saralım. Şu Pazar westernleri ve komedilerden sonrasına.
TRT’de sırada
Pazar Konseri ya da o zamanın espirisiyle
Pazar Kanseri olurdu. Babama göre çok ısınmasından dolayı TV’nin dinlenme saati, bana ve mahalle arkadaşlarıma göre maç ve bisiklet saati.
Hikmet Şimşek üstadın uzun sunumundan sonra, özellikle dışarı çıkılamayan yağmurlu, karlı günlerde bir ömür sürercesine bitmek bilmeyen programa, bir çoğumuza ödev yapma vakti verdiği için minnettar olmalıyız. Ne yapalım, o kültürü alamadık ki! Piyano derslerimiz, adam gibi bir müzik öğretmenimiz,
Beethoven,
Tchaykowski repertuarlarına erişebilecek teknolojik donanımımız olmadı.
Bu durumu değiştirmeyi denemeye cesaret eden tek kişi, komedyenlerin piri
Danny Kaye oldu. Onun klasik müziği çocuklara ve gençlere sevdirme gayreti, özellikle yaptığı muhteşem ötesi
The CBS Festival of Lively Arts for Young People şovuyla amacına da ulaştı. Gösterisi hınca hınç doldu. Onun sayesinde bu müziği seven, hatta meslek edinen, kariyer yapan günümüz yetişkinleri var artık. Bu durumu kıskanan yetişkinler de o dönem benzer gösterilerin kendilerine de yapılmasını istiyorlar. Ve bunlardan biri olan
An Evening with Danny Kaye and the New York Philharmonic adlı TV programından DVD’leştirilmiş 2,5 saatlik gösteri tam bir klasik müzik-komedi şöleni. Tüm zamanların en eğlenceli klasik müzik tecrübesi, tüm zamanların en matrak orkestra şefi. Su gibi akıp giden 2,5 saat. Espriler, kahkahalar ve çaktırmadan beyinlere kazınan klasik eserler. Çocuklardan sonra büyükleri de tavlayan bir performans. En çok da farklı orkestra şeflerini taklit ettiği, seyircileri de dahil ettiği, orkestrayı yönetirken yaptığı türlü şaklabanlıklar tam seyirlik.
Danny Kaye,
Charlie Chaplin ve
Buster Keaton’ın sessiz döneminden sonra, komediye yeni standartlar eklemiş bir öncü. Ama bu filmlerin hepsinde hep gözalıcı
Kaye kompozisyonları izlemişimdir. Bazı günümüz komedilerinde bana her şey onu hatırlatır. El çabukluğu marifet sakarlıklar, mimikler, danslar, sesli sinemanın komedi klasikleri arasında yer alır. Hep filmlerinden bahsediyoruz ama şöhretini ve
Danny Kaye’liğini zirvelerden uzaya taşıyan bir o kadar görkemli TV şovlarını izleyemedik maalesef. Onlar ki gelmiş geçmiş en iyi TV olayları arasında sayılır. Bazı filmleri haricinde onu eskilerden TV’de yakalamışlığım da var. Mesela konuk olduğu
Muppet Show ve
The Cosby Show hayal meyal da olsa ara sıra zihnimde canlanır. İzlemeyenlere göre kendimi şanslı sayarım. 74 yaşında hayata gözlerini yuman bu adam benim ergenliğimin kahramanlarından biriydi. Eski filmlerine nadiren de olsa rastladığımda bu düşüncemin hiç mi hiç değişmediğini görüyorum. Zamansız bir aktör, zamansız bir insan olmak böyle birşey.
0 yorum:
Yorum Gönder