21 Mart 2011 Pazartesi

Anger Management (2003)


Yönetmen: Peter Segal
Oyuncular: Adam Sandler, Jack Nicholson, Marisa Tomei, John Turturro, Luis Guzmán, Jonathan Loughran, Woody Harrelson, John C. Reilly, Heather Graham, Krista Allen, January Jones, Kevin Nealon
Senaryo: David Dorfman
Müzik: Teddy Castellucci

Buddy Rydell: Dışa vuran tipler, kuponlarını alamadığı için kasiyere bağıranlardır. İçine atanlar ise hergün sessiz kalan kasiyer gibidirler. Sonunda mağazadaki herkesi vururlar. Sen kasiyersin.
Dave Buznik: Hayır, ben donmuş gıda reyonunda 911 Acil’i arayan adamım.

Öfkeyle olan seviyeli yada seviyesiz birlikteliğimiz, bir kere en baştan haksız bir durumla karşılaşıldığında ortaya çıkmalıdır. Durduk yere öfkelenmek talihsiz bir davranış biçimi. O seviye veya seviyesizliğin herkesçe bir tanımı var. Mesela öfkenin eyleme dönüşümü bilinçli bir karar olmasına rağmen, eylemin garipliği ise haklıyken haksız duruma düşülmesine zemin hazırlar. 1 dakika karanlık, 30 saniye korna, 10 saniye musluk eylemleri gerçekten bizim bilinç seviyemizi mi gösteriyor? Eğer öyleyse durum çok vahim. Zaten yeterince karanlıkta olmamız, zaten yeterince gürültüye boğulmamız, zaten fazlasıyla yolsuzluk batağına saplanmış olmamızın üstüne 1 dakika, 40 saniye, 2 saat daha eklemenin sağlıklı bir hak arayışı olduğunu düşünmekten öte sadistçe olduğu kanaatindeyim. Çivi çiviyi söker mantığından hareket ediyorlarsa bilemem tabi.. Dr. Rydell’in söylediği gibi: Öfke, kendini kaybederek kaybedebileceğin bir şey değildir."


Dave Buznik (Adam Sandler) bir evcil hayvan ürünleri şirketinde yönetici asistanıdır. Hayvanlara kıyafetler tasarlamaktadır ve kendisine verilen terfi sözü hala tutulmamıştır. İlkokuldayken kendine yapılan korkunç bir şakadan sonra toplum içinde duygularını gösterememektedir. Mesela kız arkadaşı Linda’yı (Marisa Tomei) herkesin içinde öpemez ve kimseye sinirlenemez vb. Birgün uçakta hiç asabi olmadığı halde olay çıkmasına sebep olur. Yanında oturan Dr. Buddy Rydell (Jack Nicholson) durumu sadece izlemekle yetinir. Olay mahkemelik olunca da Dave, bir süreliğine Rydell’in Öfke Kontrolü seanslarına katılmak zorunda bırakılır. Bu sayede Dave, geçmişi ile yüzleşme ve kendini bulma yolunda Dr. Rydell’ın sıra dışı tekniklerini uygulamak zorunda kalacaktır. Bir Adam Sandler filminden beklentiler sabittir. Ama Anger Management’ta fazladan bir Jack Nicholson faktörü var. Üstelik John Turturro, Luis Guzman, Marisa Tomei, Woody Harrelson, John C. Reilly, Heather Graham, öfkeli porno kızlar Krista Allen- January Jones ve hatta New York Belediye Başkanı Rudolph Giuliani’nin irili ufaklı rolleriyle, bazıları cidden olağanüstü espirileriyle klas bir komedi. Aslında benzerlerinden farklı ilerlemek isteyerek klasik bir romantik komediye dönüşmesi açısından klişe bir film. Ama Dave Buznik karakterinin özelinden yola çıkarak çok genel bir öfke anatomisi de yapılamazdı zaten. Yine de Dave’in öfke anatomisini çok yerinde ve eğlenceli biçimde yapıyor.

Filmin o kadar matrak bir yapısı var ki, öfke üzerine bir film olduğunu anlamak için senaryonun sağlı sollu sıkıştırmalarına ihtiyaç duyuyoruz. Araya serpiştirilmiş zeka ürünü cümleler dışında sahiden komik pek çok an mevcut. Köprünün ortasında Dr. Rydell’ın Dave’e arabayı durdurtup söylettiği West Side Story şarkılarından I Feel Pretty sahnesi, Dave’in çocukluk kabusu Arnie Shankman’ı yıllar sonra bir Budist rahibi olarak bulup onunla hesaplaştığı bölüm, Rydell’in grubundaki terapi seansları, Dave'in iş arkadaşı Andrew'ün "organı" üzerine yapılan müthiş betimlemeler ve stadyum sahnesi, filmle çok hoş bağlantılar kurmayı sağlıyor. Özellikle Chuck (John Turturro), Lou (Luis Guzman), Arnie (John C. Reilly) ve Galaxia (Woody Harrelson) tiplemeleri öyle her romantik komedide rastlanacak türden değil. Jack Nicholson için ne denebilir bilmiyorum. Şeytani duruşuyla hemen hemen her filminde tekinsiz ve komik bir yana sahip olan bu devasa insan, yaşlılığın komikliğe engel olmadığını daha nasıl anlatsın? Sinema tarihinin demirbaşlarından, oyunculuğun doktoru, profesyonelliğin karizma ile buluşması, referans filmlerin, referans aktörü.. Filmi izlerken bana, Şener Şen neden yaşlanınca komik değil artık” diye düşündürten adam.


Tahmin edilmesi mümkün olabilecek sürpriz finalin ardından, bir “feelgood movie”den sonra nasıl hissedilmesi gerekiyorsa öyle oluyor. Yani mesaj “öfkeyle kalkan zararla oturur” şeklinde mi? Hayır, o kadar basit değil. Benim anladığım (ya da anlamak istediğim) öfkeyi keşfedip onunla barışık olmak. Öfke de bize ait olduğu için otomatik olarak kendimizle de barışıyoruz. Yüzleşmek çok önemli. Sırf öfkemizin kaynağıyla değil, hayatımızın zaman zaman atan sigortalarının düğmesini yukarı kaldırabilmenin mümkünatı, onlarla yüzleşmekle oluyor. Ekonomiye, işsizliğe, yolsuzluğa, torpile, medyaya, eğitim sistemine, karşı dinlere, karşı takıma duyulan öfkenin önüne geçilemez. Birlik beraberlik mesajları, hoşgörü anlamını yitirir. Öfke insanın doğasında var. (İnsan doğası diye bir şey varsa tabi!)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder