21 Şubat 2009 Cumartesi

Doubt (2008)



Yönetmen: John Patrick Shanley

Oyuncular: Meryl Streep, Philip Seymour Hoffman, Amy Adams, Viola Davis, Joseph Foster

Senaryo: John Patrick Shanley

Müzik: Howard Shore

Yine bir oyun, yine yazım olarak güçlü bir beyaz perde uyarlaması. John Patrick Shanley, kendi oyunundan senaryolaştırdığı, başkasının ellerine teslim etmek istemeyip yine kendisinin yönettiği Doubt ile insanoğlunun şüphe labirentlerinde geziniyor. Hem de olabilecek en tehlikeli mecrada, bir Katolik kilisesinde / okulunda geçen hikayesi, ağır ilerliyor görünen fakat diyalog ağırlıklı sürükleyiciliği ve yılın en seçkin oyuncu kadrolarından biri ile dikkate değer bir yapım Doubt… Herkesten şüphelenmeye meyilli, despot ve mesafeli Başrahibe Aloysius Beauvier, Beauvier’in, bir rahibe göre fazla hassas davranan, öğrencilerine, özellikle de okulun tek siyah öğrencisi Donald’a yakınlık gösteren, yenilik yanlısı tavrından hiç hoşlanmadığı, şüphelenmek için adeta bir kıvılcım beklediği Peder Flynn ve tüm iyi niyetine rağmen o kıvılcımı saflığıyla yakan genç Rahibe James üçgeni arasında etkili bir kimya yaratılmakta.

Bu üçlünün birlikte ve ikili sahnelerinde aktarılan dolaylı ve doğrudan diyaloglar, izleyenin şüphe, önyargı, hoşgörü, inanç terazileriyle çok ustaca oynuyor. Özellikle Beauvier ve Flynn arasında gidip gelen tereddütler, gerçeğe ulaşmak adına hangi tavrın daha uygun olduğu yönünde çelişkiler yaratıyor. Meryl Streep ve Philip Seymour Hoffman, uyumsuzluk içindeki iki karakteri kusursuz bir uyumla hayata geçiriyorlar. Tüm bu şüphe döngüleriyle cebelleşirken öyle bir kadın ortaya çıkıyor ki, bir film adına en çarpıcı kırılma noktalarından biri olduğu kadar, kısa süre görünmesine rağmen Viola Davis’in olağanüstü oyunu ile film adeta kendi içinde başka bir drama daha gebe kalıyor. Senaryonun bir oyuncuyu oynattığı roller yanında, her oyuncunun böylesi güçlü biçimde hayata geçiremeyeceği senaryo bölümleri de vardır ki, Davis tam da ikinci ihtimalin hakkını veriyor.

Film hakkında daha söylenecek çok şey var. Fakat bunları filmin kendi akıntısında kişisel yorumlara bırakmak en iyisi olacaktır. Çünkü din ve şüphe kavramlarının yan yana gelişlerindeki alınacak tavırlar, yapılacak yorumlar tamamen kişisel özümsemelerle şekillenecektir. Yine de finalde Aloysius Beauvier’in, bana göre filmin o doğrudan tavrına bile ters düşen doğrudan itirafı hakkında şüphe mesafesi aldığımı itiraf edeyim. Mümkün olmayan bir durum değil elbette. Ama bu kadar beklenmedik olması, o itiraf noktasına tam olarak hazırlayamadığını (belki onu hazırlayan Viola Davis ile yaptığı konuşmadır) düşünmüş olmamdandır. Ayrıca filmin ırkçılık üzerine gereksiz oynamalarda bulunmayıp, ön plana çıkarmayıp, onu ismini verdiği kavram üzerine biçimlendirme yaklaşımını da beğendim. John Patrick Shanley, kendi tiyatro oyununu yine o tiyatro dokusuna zarar vermeden, görüntü hakimiyetini de son yılların en iyi görüntü yönetmenlerinden Roger Deakins’in (The Shawshank Redemption, House of Sand and Fog, The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford, The Reader, Revolutionary Road ve tüm Joel-Ethan Coen filmleri), teatral dokuya zarar vermeyip, nerede nasıl kare yakalaması gerektiğini bilen profesyonellikteki ellerine teslim ederek parantez içindeki filmlerin görkemi kadar olmasa da sade olduğu kadar gotik bir atmosfer elde ediyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder