Yönetmen: Kirk Jones
Oyuncular: Robert Aramayo, Maxine Peake, Peter Mullan, Shirley Henderson, Scott Ellis Watson, Steven Cree
Senaryo: Kirk Jones
Müzik: Stephen Rennicks
Zeki, komik ve futbol tutkunu bir genç olan 15 yaşındaki John Davidson'ın hayatı, Tourette sendromu doktorlar tarafından bile neredeyse hiç anlaşılmamışken, 1983'te kontrol edilemeyen ses ve fiziksel tikler geliştirdiğinde altüst olur. Ailesi de dahil olmak üzere etrafındaki dünya tarafından dışlandığını hisseden John, yıllarca süren göreceli bir izolasyona çekilir. Kaygı, utanç ve yalnızlığın yükü altında ezilir. 20'li yaşlarının sonlarına geldiğindeyse John, yakın zamanda ölümcül kanser teşhisi konan eski bir okul arkadaşının annesi Dottie ile tanıştığında her şey değişir. Eski bir hemşire olan Dottie ile aralarında oluşan bağ tüm zorluklara rağmen güçlenir. Dottie'nin güçlü teşviki, hoşgörüsü ve sarsılmaz desteği John'a aidiyet, amaç ve özgüvenin kendisi için en önemli şey olduğu fikrini aşılar. Bugün 54 yaşında olan John Davidson'ın gerçek yaşam öyküsünden Kirk Jones'un senaryolaştırdığı ve yönettiği I Swear, bu tuhaf ve eziyet dolu hastalığı çok iyi betimlediği kadar, John Davidson'ın gerçekten bir filme konu olması gereken hayatını hakkıyla işleyen bir dram. Açılışı Kraliçe II. Elizabeth'in huzuruna çıkmak üzere olan John ve Dottie'nin telaşıyla yapan film, pek çok filmden aşina olduğumuz şekilde geriye, John'un 15 yaşına dönüyor. John için her şey çok iyi giderken hiç bir sebep yokken boynu tuhaf seğirmeler yapmaya başlıyor. Sonra da anı bağırışlar, tikler, küfürler ortaya çıkıyor. Spor, sosyal ve okul yaşamı, en önemlisi de aile hayatı bu gariplikler yüzünden birer birer parçalanmaya doğru gidiyor.
Tourette Sendromu, istemsizce ve tekrarlayan biçimde sesler çıkarma ya da hareketlerde bulunma gibi tik olarak bilinen davranışlara neden olan nörolojik bir bozukluk olarak tanımlanıyor. İsmini Fransız doktor Gilles de La Tourette'den (1857-1904) alan bu nadir sendrom, daha çok çocukluk veya ergenlik döneminde başlayan ancak yetişkin yaşlarda da ortaya çıkabilen bir hastalık. Aniden ortaya çıkıp bazen bir süre devam ettiği gibi sonrasında hafifleyebilir ya da tamamen sönebilir. Doğrudan bir tedavisi olmamasına rağmen, tikleri yönetmeye yardımcı olacak davranışsal tedaviler ve ilaç tedavisinden yararlanılır. Bu bilgileri bilmek veya bilmemek filmden hiçbir şey götürmüyor. Zaten nadir görülen bu sendrom 80'lerde kimse tarafından bilinmiyor. Hiç neden yokken 1983'ün bir günü sınıfta bu hastalığın belirtileriyle tanışan 15 yaşındaki John, haklı olarak bu duruma anlam veremiyor. İstemsiz kasılmaları, bağırışları, küfürleri yüzünden ailesiyle, okuluyla, futbol antrenörüyle ilişkileri hızla bozulmaya başlıyor. Birkaç yıl sonra markette karşılaştığı eski okul arkadaşı vesilesiyle onun kanser hastası annesi Dottie ile tanışmasıyla hayatı başka bir yöne evrilmeye başlıyor. Eski bir hemşire olan, sayılı günlerinde John gibi yardıma ihtiyacı olan birine faydalı olmak isteyen Dottie, John'u himayesi altına alarak ona ilaçlara bağımlı bir yaşamdansa, sosyal becerilerini elde etmiş, hayata karışması gereken bir vizyon kazandırmaya çalışıyor.
Filmin dram, hatta kimi zaman komediye kayan tarzı, Tourette farkındalığı yaratmak gibi ciddi bir amaçla hiç tezatlık yaşamıyor. Bu farkındalığı John özelinde inşa ettiği için, özelden genele başarılı bir rota üzerinden geçişler yapabiliyor. Kamu spotu gibi duran bazı kısımları da işte bu geçişler sayesinde samimi bir hava taşıyor. John'u bu kadar sevip benimsememizin nedeni, rahatsızlığı yüzünden hapishaneden nezarethaneye başına gelmedik kalmayan bu sevimli adama acımamız yanında, onunla empati kurabilmemiz. Zira Tourette kesinlikle empati kurulması gereken bir hastalık. Dottie'nin ve John'a iş veren Tommy'nin kurdukları türden empati ve hoşgörü, bu hastalıkla mücadelenin en güçlü ilaçlarından. Kendi gibi bu durumdan muzdarip başkalarıyla karşılaştığında hem onlara, hem de ailelerine tecrübelerini aktarması yanında, toplumun farklı kesimlerine, onlara nasıl yaklaşmaları gerektiğini anlatması bakımından da önemli bir figür John Davidson. Filmde onu canlandıran Robert Aramayo'nun British Independent ve London Critics Circle tarafından ödüllendirilen olağanüstü performansı kesinlikle 2025'in en iyilerinden. John'un talihsiz "seçilmişliğinin" dramatik hüzünlü, saf, komik, tüm yanlarına hakim olan Aramayo ile birlikte Maxine Peake (Dottie), kısa rolüyle Peter Mullan (Tommy) ve John'un erken yaşlarını canlandıran Scott Ellis Watson'ın yardımcı oyunculukları da çok güçlü. I Swear, hem bir farkındalık uandırması, hem de çok yönlü bir dram izletmesi bakımından etkileyici bir film.
.jpg)