17 Aralık 2021 Cuma

Hive (2021)

 
Yönetmen: Blerta Basholli
Oyuncular: Yllka Gashi, Çun Lajçi, Aurita Agushi, Kumrije Hoxha, Adriana Matoshi, Molikë Maxhuni, Blerta Ismaili, Kaona Sylejmani, Mal Noah Safqiu, Xhejlane Terbunja
Senaryo: Blerta Basholli
Müzik: Julien Painot

Blerta Basholli'nin yazıp yönettiği ilk uzun metraj olan Hive, kocası Kosova savaşından sonra kaybolan, iki çocuğu ve kayınpederinden oluşan ailesini geçindirmeye çalışan Fahrije'nin gerçek olaylara dayalı hikayesini anlatan bir dram. Krusha adlı köyde yaşayan Fahrije, bir yandan kocası Agim ile başlattıkları arıcılıkla uğraşırken, bir yandan da filmin açılışında gördüğümüz üzere köye getirilen ceset torbalarında Agim'i arıyor. Pazarda kayınpederi Haxhi ile bal satarak ailesine gelir sağlamaya çalışması yeterli olmayınca köyün kadınlarıyla "ajvar" (Balkan ülkelerinde çok popüler olan, közlenmiş patlıcanlı, acı biberli, içinde domates salçası da olan bir tür ev yapımı kırmızı biber ezmesi) yapıp marketlere satmayı planlıyor. Öncelikle malzeme tedariki ve taşıma işleri için araba sürmeyi öğrenip ehliyet alıyor. Sonra da kadınları organize ederek üretime başlıyor. Fakat savaşa gitmeyen, bütün gününü kahvede geçiren köyün erkekleri onun bu gayretlerini hazmedemeyip köstek olmaktan geri durmuyorlar. Hakkında söylentiler çıkarmaya, arabasını taşlamaya, işini baltalamaya, hatta tacize varan türlü baskılarla mücadele etmek zorunda kalan Fahrije, iki çocuğu, özellikle de ergenlik çağındaki kızıyla, aynı zamanda Fahrije'nin çabalarını kabullenmekte zorlanan kayınpederiyle de farklı bir mücadele içinde bocalıyor. Böylece filme adını veren arı kovanına benzer bir ortamda ayakta durmaya çalışıyor. Kadının ailedeki yerini bilmesi gibi bir gerekçeye karşı çıkan Blerta Basholli, savaş yaraları henüz kapanmamış tutucu bir köy ortamında hayatının tüm zorluklarını omuzlamış Fahrije Hoti'nin bu ibretlik hikayesiyle, bir kadının kocası olmadan var olamayacağı algısının karşısında cesurca dikiliyor.

1999 yılının Mart ayında Kosova'nın Krusha köyünde en büyük katliamlardan biri yaşanmış, bu köyde yaklaşık 250 kişi öldürülmüş ya da kaybolmuş. Günümüzde Kosova genelinde 1600'den fazla kişi hala kayıp olup, bunlardan 64 tanesi de Krusha köyüne aitmiş. Bu insanlardan bazılarının nehirde boğulduğu, bazılarının ormanda öldürüldüğü söylenmekte. Bazılarının ise geri dönmesi umutsuzca beklenmekte. Çünkü cesetleri bulunamamış veya savaşta bulunan kıyafet ve eşyalar üzerinde yapılan DNA testleriyle izlerine rastlanmamış kayıplar da mevcut. Blerta Basholli hem bu tarihi trajediye dikkat çekiyor, hem de Fahrije Hoti ve bir grup Krusha köyü kadını özelinde savaş sonrası dul kalan kadınların ne şekilde ayakta durmaya çalıştıklarına dair mücadele hikayesini anlatıyor. Hayatını idame etmek, ailesini geçindirmek için çaba göstermeyen, çaba gösteren kadınları da hor gören, dar bir çerçeveye hapseden ataerkil düzenin eleştirisini basit, doğal ve etkileyici bir sinema diliyle ele alıyor. Bazı kişi ve olayların kurgu olduğu filmin sonunda ifade edilse de, bunların başka kadınların başına gelmiş olması gayet mümkün. Fahrije'nin birkaç koldan sürdürdüğü bu mücadele, hatta savaş sonrası girdiği başka bir savaş, tüm cepheleriyle hikayeye yansıyor. Fahrije bu savaşı verirken acısını, öfkesini ve çaresizliğini de dizginlemeye çalışıyor. Yer yer o dizginleri elinden kaçırdığı anlar da filmin insani yönünü parlatmayı biliyor. Patriarkal düzenin karşısında konumlandırılmış kadın karakter temalı filmlerin bağımsız Avrupa örnekleri arasında kendi yerini bulması zor olmayacak Hive, savaş sonrası yara sarma atmosferi içinde yeşeren filmlere de iyi bir örnek teşkil ediyor.

Gereksiz yükselişlere, duygu sömürülerine prim vermeyen Basholli, Fahrije gibi güçlü bir kadın karakterin gerçekliğine kendi sinemasal gerçekliği ve gücüyle cevap veriyor. Hareketli kameranın doğru konumlarla yönlendirilişi, iç mekanların sahnelerin ruh haline göre şekillenişi, nehir dibinde geçen rüya sahneleri, Fahrije'ye yakın girilen anlarla kolaylaşan seyirci yakınlaşması oyuncuların doğallıklarının korunması filmin kendi ritmini bulmasını sağlıyor. Bir film değil, hayattan bir kesit izlediğimiz düşüncesi sarıp sarmalıyor. Filmin sonunda gerçek Fahrije'yi ve sonradan yaptıklarını görmek de gerçek hayattan yapılan uyarlamaların sağlamasının yapılmasını kolaylaştırdığı gibi, zorluklar içinde yolunu bulmaya çalışan bu tip mücadele hikayelerinin sinemaya uyarlanış gayelerini de olumluyor. Yllka Gashi'nin filmin hemen her sahnesine zuhur eden etkili performansı da filmi zaten durduğu yüksek seviyenin daha da üstüne taşıyor. Hive ile henüz ikinci uzun metrajında rol alan Gashi, sert yüz hatlarından ince ince sızdırdığı kederi ve sevincini mükemmele yakın biçimde kontrol altında tutan bir oyun sergiliyor. Çeşitli festivallerden 16 ödül alan Hive, özellikle Sundance Film Festivali'nin Dünya Sineması - Drama kuşağından Seyirci, Yönetmen ve Büyük Juri olmak üzere üç ödül birden kazanmış başarılı bir dram. Gidenlerin dönmesi üzerine ümitli ümitsiz bekleyişlerin birbirine karıştığı, her şeye rağmen hayatın kalanlar için devam ettiği, filmdeki kadınlardan birinin söylediği "kayıp olanlar biz olsaydık kocalarımız bir aya kalmaz evlenirdi" cümlesi gibi acı ataerkil gerçeklerin hep pusuda beklediği bir dram.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder