14 Eylül 2019 Cumartesi

The Best Of Enemies (2019)


Yönetmen: Robin Bissell
Oyuncular: Taraji P. Henson, Sam Rockwell, Babou Ceesay, Anne Heche, Wes Bentley, Bruce McGill, John Gallagher Jr., Gilbert Glenn Brown, Caitlin Mehner, Nick Searcy
Senaryo: Robin Bissell, Osha Gray Davidson
Müzik: Marcelo Zarvos

Osha Gray Davidson'ın "The Best Of Enemies: Race and Redemption In The New South" adlı gerçek olaylardan ibaret derlemesini Robin Bissell'in senaryolaştırıp yönettiği The Best Of Enemies, 1971 yılında Durham, Kuzey Karolina’da yaşanan olaylara dayanan bir dram. Haksızlıklara karşı sözünü sakınmayan, savaşçı ve inatçı bir Durham sakini olan Ann Atwater (Taraji P. Henson) ve yerel Ku Klux Klan lideri C.P. Ellis (Sam Rockwell) arasındaki zoraki ilişkiyi konu alan film, ırkçılığın en hararetli bir döneminde ve coğrafyasında yaşananları samimi bir dille ele alıyor. Durham'da siyahların öğrenim gördüğü tek okulda yangın çıkması ve okulun kullanılmayacak hale gelmesiyle birlikte siyah topluluğun çocuklarının beyazlara ait diğer okullara nakledilmesini talep etmelerini, o dönemde içinden çıkılması güç olan bu sorun için çözüm zemininin aranması sürecini izliyoruz. Bu süreç için beklenmedik bir karar alınıyor. Üst makamlar tarafından siyahlar ve beyazlar arasında birçok konuda entegrasyon sağlanması için sözlük anlamı "yoğun bir tasarım veya planlama oturumu" anlamına gelen "charette" etkinliği düzenlenmesine karar veriliyor. Bu etkinliğe hakemlik etmesi için ise daha önce çeşitli charette organizasyonlarında bulunmuş Bill Riddick seçiliyor.

Riddick'in siyah olması, beyaz üst makamlar tarafından bu uzlaşma zemininin desteklenmesinin önünde bir engel teşkil etmiyor. Asıl engeller, Durham çevresinde inatçı adalet arayışıyla nam salmış Ann Atwater ve klan lideri olarak kendi çevresinde sayılıp sevilen C.P. Ellis'in bu uzlaşma zemininde ne kadar uzlaşabilecekleri konusunda kendini gösteriyor. Döneme istinaden aşırı zıt kutupları temsil eden Ann ve C.P., bu charette zirvesine eş başkanlık etmek için seçiliyorlar. Her iki ırktan eşit sayıda oluşturulacak bir komisyona başkanlık edecek bu ikili, Durham'da entegrasyon gerektirecek çeşitli sorunları münazara etmek, çözüm üretmek ve ortak paydada buluşmak üzere biraraya geliyorlar. Bu faaliyetin son gününde de komisyon olarak ele alınan bu sorunları teker teker oylayıp karara bağlayacaklar. Bu demokratik faaliyetler başta her iki tarafın burun kıvırmasına sebep olsa da, üst makamların uzlaşma zemini oluşturulması yönündeki baskıları nedeniyle bu komisyonun önemi herkesçe kabul ediliyor. Komisyonun siyah yarısı için tüm entegrasyon maddelerinin kabul edileceği kesin. Fakat beyaz yarısında hem ırkçı, hem de anti ırkçı üyeler mevcut. Ortada aşılması gereken belli bir oy sayısı olunca, klan bu anti ırkçı kesimi bir şekilde kendi tarafına çekme paniğine düşüyor.


Film, merkezine oturttuğu iki ana karakterin bu organizasyon sürecinde hem özel hayatlarına, hem de birbirleriyle olan ve adım adım dönüşmeye başlayan ilişkilerine daha çok yer veriyor. Bu demokratik sürecin sekteye uğramaması için yeri geliyor Ann, bir klan standına zarar veren siyah gençleri sertçe uyarıyor. C.P.'nin down sendromlu oğlunun bakımevindeki bir sorununu çözüyor vs. Ama asıl dönüşüm C.P. cephesinde yaşanıyor. Nefret beslediği siyahlarla aynı ortamda bulunmaya bile tahammül edemeyen, el sıkışmayan, her şeyden öte saygın bir Ku Klux Klan lideri olarak gençleri eğiten C.P. Ellis'in yavaş yavaş önce bu demokratik aktiviteye inanmaya, sonrasında ise temsil ettiği tüm bu hastalıklı değerleri sorgulamaya başlaması filmin en önemli temas noktalarından birini oluşturuyor. Entegrasyonun kabul edilmemesi, beyaz çocukların siyah çocuklarla aynı okula gitmemesi için oy üstünlüğü sağlamak amacıyla siyahlarla barış ve huzur içinde yaşayan beyaz komisyon üyelerini zorbalıkla kendi taraflarına çekmek isteyecek kadar aşağılık bir güruhun başında bulunmak, yaşanan bazı gelişmelerle artık C.P.'ye ağır gelmeye başlıyor. Hırdavatçı Lee Trombley ve C.P.'nin eşi Mary gibi beyaz karakterlerin de yardımıyla insani değerlerin uyanışı hızlanıyor.

Oscar ödüllü Green Book'un tekrar ivme kazandırdığı yaşanmış olaylardan uyarlanan ırkçılığa meydan okuma dramlarına eklenen yeni ve iyi halkalardan biri olan The Best Of Enemies, charette sürecinde tartışılan meselelerin detaylarına biraz daha inilse, münazara sahneleriyle sözel olarak biraz daha zenginleştirilse gücüne güç katabilirdi. Böylece Three Billboards Outside Ebbing, Missouri'de dönüşüm geçiren polis memuru Dixon rolüyle Oscar alan Sam Rockwell, yine dönüşüm sarmalındaki C.P. karakterinin ikna edici performansını diyaloglar açısından daha da kuvvetlendirebilirdi. Yine de karşısında yer alan Ann Atwater rolündeki Taraji P. Henson'ın tutkulu oyunuyla birleşince, keşke daha çok karşılıklı sahneleri olsa diyebileceğimiz zıtlıkların uyumuna güzel bir örnek teşkil ediyor. Sahip olduğu yeteneğin çok altında filmlerle boy gösteren Henson ise yaşadığı adaletsizliklerden sıtkı sıyrılmış Ann rolünde yıldızlaşıyor. Filmin sonunda gerçek Ann ve C.P. hakkında verilen bilgiler, bu hikayenin biraz daha uzatılabileceğini hissettirse de, tadında bıraktığı da göreceli olarak söylenebilir. Hollywood dönem filmlerinde eğlence aramanın dışında demokrasi, eşitlik, özgürlük, ırkçılık gibi toplumsal meselelere kafa yormayı dert etmeyen seyircileri elinden geldiğince memnun edecek olan film, ödül sezonuna göz kırpan bazı tavırlarına karşın görülmeyi hak ediyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme