20 Haziran 2015 Cumartesi

Kurt Cobain: Montage Of Heck (2015)


Yönetmen: Brett Morgen
Müzik: Nirvana

90'ların rock ikonlarından biri olan Kurt Cobain hakkında en son 2006 yılında AJ Schnack'in çektiği, iyi eleştiriler almış Kurt Cobain About A Son belgeseli mevcuttu. 2015 içinde ise iki Cobain belgeseli ile birden karşılaştık. İlki, henüz ilk filmini çeken Benjamin Statler'ın, daha çok Cobain'in şüpheli intiharına odaklanan, ama hayranları ve eleştirmenler tarafından yerden yere vurulan Soaked In Bleach belgeseliydi. Diğeri ve şimdiye dek yapılanların en yetkin olanı ise Brett Morgen imzalı Kurt Cobain: Montage Of Heck adını taşıyor. Adını Kurt Cobain’in 1988 yılında kaydettiği bir müzik kolajından alan belgeselin yapımcıları arasında şimdi 23 yaşında olan kızı Frances Bean Cobain de yer alması, en önemlisi de eşi Courtney Love'ın filme destek çıkması onu çok özel bir yere koyuyor. Öyle ki Courtney Love, Brett Morgen'e içi Kurt Cobain ile ilgili eşyalarla dolu kocaman bir deponun anahtarını verip ne bulursa kullanabileceğini söylemiş. Böylece Cobain’e dair birçok fotoğraf, kişisel görüntü, ses kaydı ve bilgiyi Morgen ile paylaşmış. Morgen ise bu avantajı genel olarak iyi değerlendirip bildiğimiz ve daha çok bilmediğimiz yönleriyle 27 yıllık bir hayat hikayesini 145 dakikalık bir süre içinde anlatmaya çalışmış.

Çok çarpıcı anlara sahip olan belgesel, elindeki benzersiz arşive rağmen bir şekilde mütevazi bir imaj bırakmayı da başarıyor. Üç yaşına girdiği doğum gününde "I'm Kurt Cobain" diyen afacandan bir dünya yıldızına dönüşümüne kadar gördüklerimiz, her sorunlu ailenin o sorunları yüklenmek zorunda kalmış çocuklarının başına gelenlerden farklı değil. Boşanıp kendi yollarına giderek başka aileler kuran ebeveynlerine duyduğu kızgınlığın karşılığını müzikte bulan Cobain'in yükseliş hikayesi de benzerlerinden ayrı sayılmaz. Ama Cobain'in The Beatles ve punk kökenlerinin birleşiminden doğup 90'ların grunge akımının ortasına bomba gibi düşen şarkıları, türlü çılgınlıklarla dolu konserleri, karizması, şöhret kavramıyla olan mücadelesi ve kabullenemeyişi, sonunda da herşeye sahip olduğu 27 yaşında intihar etmesi onu çok ayrı bir yere koyuyor.


Ebeveynleri, kızkardeşi, uzun süre birlikte yaşadığı kız arkadaşı Tracey Marander, grup ve kader arkadaşı Krist Novoselic ve tabii ki Courtney Love bu hayat hikayesinin kafalarımızda şekillenişine katkıda bulunan yorumlarda bulunuyorlar. Morgen, bu noktada çerçeveyi fazla geniş tutmadan, mesela Nirvana'yı veya Kurt Cobain'i ilgili ilgisiz bir sürü ünlüye sormadan, sadece röportaj arşivinden derlediği görüntülerle kendini dağıtmıyor. Ama Frances Bean Cobain'in bebeklik arşiv görüntüleri dışında hiç görünmemesi, en önemlisi de bir dönem Courtney Love ile aralarında sorun yaşanan Dave Grohl'un yine sadece arşivlerde yer alması bir eksiklik hissettirebiliyor.

Başka hiçbir yerde göremeyeceğimiz kişisel arşiv görüntülerinde, Cobain'in bebekliğinden, karısıyla yaptığı yatak sohbetlerine kadar bir çok detay yer alıyor. Bazı ses kayıtlarının animasyonlarla canlandırılması, Nirvana'nın en büyük hiti Smells Like Teen Spirit'in videosu üzerine Belçikalı modern klasik müzikçiler Scala & Kolacny Brothers'ın yorumunun koyulması, açılış jeneriği, orijinal el yazılarının kullanımı gibi güzel fikirler, sıradan bir belgesel izlemediğimiz düşüncesini bilincimize işliyor. Bu zengin malzemeyi kullanırken bazen kurguda, bazen de uzunlukta ayar sorunu yaşasa da (belki Courtney Love'ı bu kadar çok görmenin mide bulantısı bana öyle düşündürmüştür), Brett Morgen elinden geldiğince mütevazi bir iş çıkarmaya çalışmış izlenimi veriyor. İntihar olayını hiç abartmadan, hatta hiç dokunmadan sessiz sakin filmini bitiren Morgen, bu dehanın bu şekilde yitip gitmesini kabullenemeyişin veya intihara dair yayınlayacaklarının gereksiz duygu sömürüsüne yol açıp filmin karakterine zarar verme ihtimalinin çağrışımlarını yapıyor. Bu kadar genç yaşta gitmesini hazmedemeyenler için filmin başlarında çok güzel bir anekdot mevcut. Gençken Kurt Cobain'in annesi Wendy O'Connor'ın "neden Don Cobain ile evlendim ki" diye düşünmesine yine kendisinin verdiği cevap, tüyleri diken diken eden bir gerçeğin ifşasıydı: "Çünkü Kurt'ün doğması gerekiyordu!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder