23 Ağustos 2026 Pazar

Quills (2000)

 
Yönetmen: Philip Kaufman
Oyuncular: Geoffrey Rush, Kate Winslet, Joaquin Phoenix, Michael Caine, Amelia Warner, Stephen Moyer, Billie Whitelaw
Senaryo: Doug Wright
Müzik: Stephen Warbeck

Doug Wright'ın ödüllü tiyatro oyunundan beyazperdeye kendisinin uyarladığı, Invasion Of The Body Snatchers (1978), The Right Stuff (1983), The Unbearable Lightness Of Being (1988), Henry & June (1990) gibi başka uyarlamaları da başarıyla çekmiş Philip Kaufman'ın yönettiği Quills, hayatının son 10 yılını hapishane benzeri bir akıl hastanesinde geçiren Marquis De Sade'nin hikayesini anlatmakta. Sadizmin filozofu olan de Sade hastaneye kapatıldıktan sonra da her biri büyük tepki toplayacak yazılarını yazmayı sürdürür. De Sade'ın çekimine kapılan hastanenin çamaşırcısı genç Madeleine, de Sade'ın yazdığı metinleri gizlice hastane dışına dağıtmaktadır. Bu metinlerden biri olan Justine'i Napolyon okuyunca öfkelenir ve çok koyu bir muhafazakar olan, işkenceden farksız tedavi yöntemlerine sahip Dr. Royer Collar'ı, de Sade'yi tedavi etmesi için hastaneye gönderir. Film Marquis de Sade'ın hayatının son dönemlerini anlatıyor gibi görünse de, aslında biyografik bir film olmaktan çok sanat, sansür, cinsellik, iktidar ve bastırılmış arzular üzerine gotik bir alegori. Yani tarihsel de Sade'ı anlatmaktan ziyade "de Sade" fikrini kullanıyor.

Quills, de Sade'ı kolayca mahkûm etmiyor. Marquis de Sade iğrenç, narsist, ahlaksız, manipülatif ve son derece eğlenceli bir adam. Fakat aynı zamanda durdurulamaz bir yaratıcı dürtüye sahip. Asi karakteri yüzünden kaldığı tesisin geleceğini tehlikeye atıyor, kalemi, kağıdı, mürekkebi elinden alınıyor. Ama o bir şekilde yazmaya devam ediyor. Duvara, çamaşırların üzerine yazıyor, kendi bedenini, kanını bile yazı aracına dönüştürüyor. Burada film önemli iki soru soruyor: Sanatçı, toplumun kabul edebileceği şeyleri üretmek zorunda mıdır? Sanatçının özgürlüğünü savunurken ürettiği şey ahlaken kabul edilemez şekildeyse ne yapılmalı? Film bu soruların kolay bir cevabını vermiyor. Tam tersine, izleyiciyi de Sade'ın pozisyonuyla rahatsız edici bir şekilde empati kurmaya zorluyor. Filmde de Sade, cinsel özgürlükten ziyade sanatsal ifade özgürlüğünün aşırı bir sembolüne dönüştürülüyor. Bu noktada asıl vurgulanmak istenenin de Sade değil, sansür olgusu olduğu kendini belli etmeye başlıyor. De Sade'ın karşısında düzen, ahlak ve disiplin temsili bir Dr. Royer-Collard, hoşgörü, din ve insan sevgisi temsili bir Rahip Coulmier bulunuyor. Fakat çok geçmeden bu karşıtlık bozuluyor. Zira ahlakı savunan insanların kendileri de arzularından bağımsız değil. Özellikle Royer-Collard karakteri burada son derece önemli. De Sade'ın açıkça yaşadığı cinsel ve sadistik dürtüler, Royer-Collard'da bastırılmış ve toplumsal olarak kabul edilebilir bir biçime dönüşüyor. Manastırdan güzel ve kızı yaşındaki bir rahibe olan Simone ile evlenmesini kimse tuhaf bulmuyor. Din adamı Coulmier de çamaşırcı Madeleine'i içten içe arzuluyor. Film, bastırılmış kötülüğün (Royer-Collard) ve bastırılmış tutkunun (Coulmier) ortadan kalkmadığını, sadece biçim değiştirdiğini ifade ediyor.


Quills, de Sade'ın Charenton'daki son yıllarından esinleniyor ama karakterleri ve olayları büyük ölçüde dramatize ediyor. Özellikle de Sade'ın hapsedilme nedenleri ve Charenton'daki yazarlık döneminin niteliği konusunda ciddi tarihsel sapmalar var. Filmdeki de Sade, daha çok "sansür edilemeyen sanatçı" arketipi. Ama sinema açısından bakıldığında bu özgürlüklerin filmin asıl meselesine hizmet ettiği de bir gerçek. Burada de Sade'ın yazma eylemi artık yalnızca edebi bir faaliyet olmaktan çıkıyor. Yazmak onun için nefes almak gibi bir eylem. Kalemini elinden almak onun kimliğini almak, hatta öldürmek anlamına geliyor. Film, " bir sanatçının bedenini kontrol edebilirsiniz ama hayal gücünü kontrol edemezsiniz" diyor. Bu nedenle Quills'in asıl yüze vurduğu korkunç gerçek de Sade'ın yazdıkları değil, onu susturmaya çalışan din, ahlak ve otorite temsilcilerinin sonunda onun dünyasına dönüşmeleri. Temelde Quills'i "Marquis de Sade hakkında bir film"den ziyade, "iktidarın arzuyu ve sanatı kontrol etme çabası hakkında bir film" olarak değerlendirmek daha doğru. Burada baş karakterin Marquis de Sade gibi edebiyat dünyasının gelmiş geçmiş en provoke edici figürlerinden biri olması, filmin bu sansür karşıtı konumunu gölgede bırakabiliyor. Bir sanat eserinin özgürlüğünü, içeriğinden bağımsız olarak savunabilir miyiz sorusunu sorduğu için dahi önemli bir film. Çünkü bu soru asla eskimeyecek zamansız bir soru.

Filmin tartışmasız merkezi olan Geoffrey Rush, de Sade'ı gerçekçi bir portre olarak sunmuyor. Onu neredeyse teatral bir şeytan, bir palyaço, bir meddah ve bir rock yıldızı karışımı haline getiriyor. Bu da bilinçli bir tercih. Rush'ın yorumladığı de Sade kötülüğünü saklamıyor. Hatta bundan zevk alıyor. İnsanları provoke ediyor, cinselliği kullanıyor, karşısındakinin zayıflıklarını hemen fark ediyor. Ama en önemlisi, en büyük tutkusu olan yazmayı bırakamaması. Bu yüzden onu yalnızca "sapık bir adam" olarak okumak filmi eksik anlamak olur. Onun asıl bağımlılığı seks değil, anlatmak. Cinsel fantezilerinin bile ötesinde, sürekli yeni bir hikaye üretmek zorunda. Öyle ki yazamadığı zamanlardaki o madde bağımlılarının çaresizliğini andıran krizleri Rush tarafından ustalıkla resmediliyor. Royer-Collard'ın soğuk ve tekinsizliğinde Michael Caine, Coulmier'in iyi niyetli, samimi, aynı zamanda trajik karakter yolculuğunda Joaquin Phoenix, Madeleine'in sadece de Sade erotizmine değil, edebi tutkusuna da hayran o güçlü kadın duruşunda Kate Winslet çok ehil performanslar sergiliyorlar. 2001 yılI Oscarlarında En İyi Erkek Oyuncu, Sanat Yönetimi ve Kostüm dallarında adaylık çıkaran Quills, gerçekçi bir dönem filmi değil. Bir gotik tiyatro sahnesini andıran Charenton akıl hastanesinde karakterler zaman zaman gerçek insanlardan çok alegorik figürler gibi davranıyor. Zaman zaman fazla teatral, fazla gösterişli, fazla "bakın ne kadar provokatifim" havasına giriyor. Ama bu durum filmi olduğu gibi kabul ettiğinizde rahatsız etmiyor, hatta keyif almanızı bile sağlıyor. Nerede dramatik, nerede komik, nerede trajik olacağını iyi bilen özel bir yapım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder