29 Ağustos 2008 Cuma

Suicide Kings (1997)


Yönetmen: Peter O'Fallon
Oyuncular: Christopher Walken, Denis Leary, Sean Patrick Flanery, Jay Mohr, Jeremy Sisto, Henry Thomas, Johnny Galecki, Brad Garrett, Nina Siemaszko
Senaryo: Josh McKinney, Gina Goldman, Wayne Allan Rice
Müzik: Graeme Revell, Tim Simonec

Dört varlıklı ve eğitimli arkadaş planlı biçimde ünlü, korkulan ve saygın mafya babası Carlo Bertolucci’yi (Christopher Walken) kaçırıp, olaydan habersiz bir başka arkadaşlarının malikanesine hapsederler. Amaçları, içlerinden Avery’nin kızkardeşini kaçıran başka bir mafyaya ait kişilerin bulunup kızın kurtarılmasını sağlamaktır. Bunun için Bertolucci’nin nüfuzunu kullanmak istemektedirler. Kızı kaçıranlar ona nasıl zarar verirlerse gençler de Bertolucci’ye aynı biçimde zarar vermekle tehdit ederler. Bunun üzerine Bertolucci’nin dışarıdaki avukatı bir de tehlikeli sağ kolu Lono ile iletişim kurmasına izin verirler. Çok zeki bir adam olan Bertolucci kısa zamanda bu gençlerin zayıf noktalarını öğrenip soğukkanlı biçimde bağlı olduğu koltuktan kendi kişisel mücadelesini vermeye başlar. Zaman ilerledikçe bu gençlerden birinin de kaçırma olayının içinde olabileceği ihtimali belirir.

Şimdilerin Las Vegas, Pushing Daisies, The Riches, Ghost Whisperer, House M.D., Prison Break, Eureka gibi dizilerine birkaç bölüm çekmiş Peter O'Fallon’un yönettiği Suicide Kings, iyice bir suç gerilimi. Yormayan diyaloglarla ilerleyen bir kedi-fare, av-avcı hikayesi, genç oyuncuların performansları ile birleşince olması gereken panik havasında pek bir sıkıntı çekilmemiş. The Hostage isimli bir kısa hikaye, çok fazla sıkıntı yaratmadan uzun metraja uyarlanabilmiş. Entrika üzeri paranoya çok fazla abartılmamış. Ta ki, çok aceleye getirilmiş ikinci finale kadar. Ama onu da Bertolucci’nin geniş haber alma ağına bağlamak gerekecek muhtemelen.

Denis Leary’nin canlandırdığı durmadan yeni çizmelerinden ve dırdırcı karısından bahseden karizmatik sağ kol Lono’nun restoran görevlisi kızı ziyaret ettiği ve Bertolucci’nin parmağındaki yüzüğün hikayesinin anlatıldığı bölümler gibi ana hikayeden biraz uzaklaşan güçlü molalar da bulunmakta. Yıllar yılı gangster rollerini üzerinde en iyi taşıyan aktörlerden biri olmuş Christopher Walken, bağlı biçimde oturduğu yerden bile filmin iplerini elinde tutmasını bilen son derece soğukkanlı duruşu ve ekrana kilitleyen sağı solu belirsiz oyunu ile yine olağanüstü. Gerekirse biraz da uzatılarak o ikinci final daha makul ve mantıklı biçimde bağlanabilirdi şeklinde düşündürse de suç filmleri meraklılarına tavsiyede sakınca görülmeyecek filmlerden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder