9 Mart 2007 Cuma

The Squid & The Whale (2005)

Yönetmen: Noah Baumbach
Oyuncular: Jeff Daniels, Laura Linney, Jesse Eisenberg, Owen Kline, Anna Paquin, William Baldwin
Senaryo: Noah Baumbach
Müzik: Britta Phillips, Dean Wareham

Film 1986 Brooklyn'inde yaşayan Berkman ailesinin özel hayatlarındaki sıra dışı ilişkileri yakalıyor. Akademisyen ve yazar Bernard ile kıpır kıpır, yeniyetme yazar eşi Joan evliliklerine son verirken, 16 yaşındaki oğulları Walt ile 12 yaşındaki Frank karmakarışık duygularla boğuşmak zorunda kalırlar. Buluğ çağındaki Walt için bu tecrübe hassas bir geçiş olduğu kadar eğlencelidir de; ama Frank için bunu söylemek güçtür. Bu zor geçiş döneminde Berkmanlar'ın yaşamında ortaya çıkan duygusal gerilimler sayesinde aile bireyleri kendilerini ve ilişkilerini yeni bir gözle değerlendirmeye başlayacaktır.
Genç yönetmen Noah Baumbach filminin açılışındaki eşli tenis maçından Berkman ailesinin ruh haline ilişkin sinyalleri alıyoruz. Akademisyen baba Bernard, yazar adayı anne Joan, başlarda çocukları Walt ve Frank’ten saklamaya çalışsalar da geçinemiyorlar. Sonunda ailecek gayet medeni şekilde oturup boşanmayı konuşuyorlar. Bundan sonra bireylerin potansiyel sorunları iyice su yüzüne çıkmaya başlıyor. Evler ayrılıyor, eşyalar ve çocuklar paylaşılıyor. Dörtlü tenis maçı, ikili masa tenisine dönüyor. Anne baba kendi özel ilişkilerine vakit ayırmaya başladığında da çocuklar için kontrolsüz özgürlük günleri başlıyor.

Baumbach’ın çocukluk deneyimlerinden esinlendiği hikaye, boşanma ve sonrası üzerine yapılmış gerçek bir başyapıt. Metaforlarla, karakterlerle, normalin bünyesindeki ilginçliklerle inşa edilmiş bu öyküyü Baumbach, kendi deneyimleri olmasının verdiği avantaj ve yeteneğiyle tüm çarpıcılığı ile izleyenlere de başarıyla aktarıyor.

Filme adını veren mürekkep balığı ve balina, kısaca değinilen kurbağa ve tüm aile fertlerinin çok bağlı olduğu, ama her nasılsa bir adı bile olmayan kedi gibi hayvansal metaforların yanında tenis, Kafka, Pink Floyd şarkısı “Hey You” gibi filmin özüyle çok uyumlu ve çeşitli yorumlara açık elementler de bulunmakta. Farklı yorumlara maruz kalabilecek bu unsurların kattığı zenginlik bununla sınırlı değil.
Anne babanın ihanet, başarısızlık, heyecan eksikliği gibi sebeplerden dolayı yaşadığı kopukluk ile, iki erkek kardeşin farklı biçimlerde yaşadığı cinsel ve psikolojik sorunlar, bu çekirdek ailenin her bir ferdinin ayrı ayrı incelemeye tabi tutulmasını gerektiriyor. Baumbach bu incelemeyi o kadar dolu dolu ele alıyor ki, senaryosunun ayrıntıya önem veren, kuvvetli yapısı filmin her sahnesini ilginç kılıyor. Yine bu senaryo o kadar güçlü ki, sanki oyuncular senaryoyu değil, senaryo onları oynuyor. Çok fazla uzun plan içermemesi sebebiyle Baumbach, hızlı sayılabilecek, ama doyurucu sahneleri yerleştirmede çok usta bir çizgide ilerliyor.

Boşanmanın trajedisi haliyle en fazla çocukları etkiler. Onların her türlü tuhaf davranışları da boşanma ile ilişkilendirilir. Oysa Baumbach, boşanma sonrasının tüm bireylere olan yansımasını eşit oranda işleyerek, hepsinin birbirleri ve çevreyle iletişimi-iletişimsizliği üzerine örneklendirmeler sunuyor. Bir nevi çocuk-yetişkin eşitliği sağlıyor. Bunu yaparken tavrı trajikomik gözükse de, gerçeğin kendisinin zaten trajikomik olduğuna izleyeni ikna edebiliyor. Bu ikna kabiliyeti, bu samimiyet ve bütünlük filme kendi çapında bir boşanma terörü ve onun sonuçları üzerine silkeleyici bir gerçeklik katıyor. Anne ve babanın boşandıktan sonraki sevgili seçimleri, büyük çocuk Walt’ın eski bir şarkıyı kendisinin yazdığını iddia etmesi ve bekaret sorunları, küçük çocuk Frank’in tenis, içki, küfür ve mastürbasyondan oluşan ergenlik vizyonu, filmin bir diğer zengin yönü. Oyuncular Jeff Daniels, Laura Linney, Jesse Eisenberg ve Owen Kline, Baumbach’ın ikna kabiliyetine ve samimiyetine en yetkin biçimde iştirak ediyorlar.

Finalden de sır vermeden bahsetmek gerek. Mürekkep balığı ve balinayı, anne baba profiliyle ilişkilendirmenin filmin geniş yorum perspektifine uygun düşen bir davranış olarak gözükmesiyle birlikte, Baumbach’ı yansıtan Walt’ın psikoloğa anlattığı çocukluk anısı ile final sahnesi arasındaki ilişki de yine bu perspektifte önemli bir yerde duruyor. Baumbach bizi, Walt’ın aklından geçenleri okumaya zorluyor. Okuyabildiğimiz yerlerde ise Walt’ın çocukluğu ve ergenliği arasında yaptığı kıyasa ve Walt’ın uyanışına tanık oluyoruz. Bu anlamda final çok anlam kazanıyor.
1986 yılından bir öykü anlatırken sokakta 2000 model arabalar, veya ambulans kapısında 11 Eylül amblemleri gibi –filmde gözle görülmesi çok zor- ayrıntıların yeralmasına, “Hey You” gibi bir klasiğin filmdeki insanlarca geç keşfedilmesine, sonlara doğru Frank’in unutulmuş gibi gözükmesine rağmen, The Squid and The Whale senaryosu, yönetimi, oyuncularıyla son derece zengin, dopdolu, dört dörtlük bir film. Uyuşturucu gerçeğinin referanslarından biri olmuş Requiem For A Dream ne denli gerçekse, onun kadar vahşi olmasa da The Squid and The Whale de o ölçüde film dünyasının boşanma referanslarından biri olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder