30 Aralık 2007 Pazar

1408 (2007)

 
Yönetmen: Mikael Håfström
Oyuncular: John Cusack, Samuel L. Jackson, Tony Shalhoub, Mary McCormack, Jasmine Jessica Anthony
Senaryo: Matt Greenberg, Scott Alexander, Larry Karaszewski
Müzik: Gabriel Yared
 
Ünlü korku romanı yazarı Mike Enslin (John Cusack) sadece kendi gözleriyle gördüğü şeylere inanır. Uyduruk perili evler ve mezarlıklarda geçen doğan üstü olayları kötüleyen bir dizi çok satan kitap yazdıktan sonra Enslin'in hayaletlerden uzak ve yalnız geceleri, yeni projesi için gittiği kötülüğüyle ün salmış Dolphin Otel'in 1408 numaralı odasında kalmaya başladığında değişmeye başlar. Otel müdürü Gerald Olin'in (Samuel L. Jackson) uyarılarına karşı koyan yazar, perili olduğu söylenen bu odada yıllardan beri kalan ilk kişidir. Yeni bir liste başı kitabın eli kulağındadır, ama öncelikle yaşayabilmek için şeytanlarıyla yüzleşmelidir. Stephen King'in hikayesinden Matt Greenberg, Scott Alexander ve Larry Karaszewski'nin senaryosunu yazdığı, İsveçli yönetmen Mikael Håfström'ün yönettiği 1408, "kitabın kıymetini bilememiş uyarlamalar" sınıfına dahil yapımlardan biri.

İtiraf edeyim, hiç bu filmin havasında değildim. Ama artık aradan çıkarma vakti geldi diyerek biraz ite kaka bir seyir oldu. Tabi hal böyle olunca hiç beğenmedim. Fakat acaba farklı bir yer, zaman ve ruh haliyle izlesem nasıl olurdu diye düşününce de değişen birşey olmayacağı kanaatine vardım. Bir kere bence filmin en birinci amacı zalimce klostrofobi yaratmak olmalıydı. Hatta böyle bir film, nefes alacak fırsat bile tanımadan bizi bulunduğumuz odaya kilitlemeliydi. Ama o ne yaptı, zavallı Cusack'ı duvardan duvara vurdu, dargın babasıyla avantadan bir yüzleştirme yaşattı, karşı pencere sahnesi haricinde yaratıcılıktan yoksun halüsinasyon bilmem nelerine sardırdı. Güya izleyiciyi ters köşeye yatıran alternatif bir finalle de perdeyi kapattı. Cusack ile hiç sorunum yok, tam tersi kendisini çok severim. Aldığı her başrolün altından rahatlıkla kalkan katıksız bir oyuncu. Burada da altından kalkıyor. Ama böylesi bir filmin altına girerken görmek istemezdim kendisini. Samuel L. Jackson'u da zaten burada olduğu gibi geçerken uğradığı filmlerden ziyade, şöyle adam gibi başrollerde daha çok seviyorum. İsveçli Mikael Håfström şahsiyetinin 2. Hollywood seferi yine milyonlarca özelliksiz filmin arasında yerini alacak. Aklıma o güzelim Ondskan geliyor, iyice deli oluyorum! Bazı bülbülleri altın kafese koyuyorsun da ne oluyor?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder